01-01-2014 TAYLAN DÜNDAR

Sporda profesyonelliğin önem kazanmasıyla her spor kulübü kendini uymak zorunda olduğu kurallar, sözleşmeler içinde buldu. Basketbol da, son 20 yıl içinde geçirdiği değişim ile bu "profesyonelleşme" içinde yer aldı. Menajerler önem kazandı. Her yanımız sözleşme oldu. Sporcu, sporcu temsilciliği, sponsorluk, yayın, reklam sözleşmeleri... Protokoller, anlaşmalar, mevzuatlar, yönergeler... Basketbol artık bir endüstriyel ürün ve işin içinde çok para var. Hal böyle olunca da hukuk devreye giriyor. Girmesine giriyor da, hala bunun farkında olmayan spor kulüpleri var. Kulüpleri geçtim, sporcuların dahi birer avukatla dolaştığı günümüzde, spor kulüpleri spor hukuku konusunda uzmanlaşmış olan hukukçularla çalışmayı aklına getirmiyor, yada getiriyor buraya para ayırmak istemiyor, yada her şeyin farkında olmasına rağmen günü kurtarma uğruna bir sürü yapılmaması gereken işin ve sorumluluğun altına giriyorlar. Sonuç olarak hukuk cezayı kesiyor. 

Aslına bakıldığında, bütün sportif faaliyetler kurallar demektir. Kurallarsa hukuk demektir. Sporla hukukun kesiştiği en önemli ortak nokta, kurallara uygunluktur, yani spor hukuk olmadan uygulanamaz, gerçekleştirilemez. Hukuk, sosyal bir olay olan sporu ve spordan kaynaklanan ilişkileri düzen¬lemek zorundadır (1). Hukuk bu düzenlemeleri yapsa da bu düzenlemelere uymaları gereken kurum yada kulüplerin spor hukukunun çerçevesinden haberleri yok.

Hal böyle iken kulüplerin başı sürekli hukuk alanında sıkıntıya giriyor. Yakın tarihimiz örnekleri ile dolu. En son gündemde olan İlkan Karaman olayında da olduğu gibi, imzalanan sözleşmelerin bile bağlayıcı tarafı, geçerliliği olamayabiliyor. Mutlaka herhangi bir hukukçu değil, spor hukukuna hakim kişilerin elinden çıkması gerekiyor bu sözleşmeler. Menajerler kulüplerden daha fazla hukuk bilgisine sahipmiş gibi gözüküyor. Bu durumun dengelenmesi gerek.

Bir diğer konu da basketbol salonlarımızda da bulunan şiddet olayları, fanatizm. Spor ve şiddet gerçekten birbiriyle son derecede zıt iki kavram, ancak ne gariptir ki çoğu kez de birbiriyle beraber anılmaktalar. Şiddetin olduğu yerde de insan hukuk'a ihtiyaç duyuyor (2). Fanatizmin yarattığı şiddet (sözlü yada fiili) sonucunda yine kulüpler zarar görüyor. Ender de olsa, şiddeti yapan birey ceza alsa dahi, hukuk cezayı her zaman kulüplere kesiyor. Kulüpler bunu görmezden gelemezler, önüne geçemeyeceğimiz bir sorun olarak adlandıramazlar. Bunun mutlaka çözümü vardır. Buda yatırımı gerektirir, devlet teşkilatları ve federasyon ile koordineli çalışma ile olur. En önemlisi sadece bu işi yapacak kişilerin personel olarak tahsis edilmesi gerekir.

Kulüplerin hukukla ilişkide oldukları konular o kadar fazla ki. Aklıma gelenleri sırlayım; dernekler, vakıflar, federasyonlar, doping, şiddet, disiplin suçları, lisans-tescil-vize işlemleri, yukarıda da belirtilen sözleşmeler, transfer görüşmeleri, mali ve idari uyuşmazlıklar, sporcu yaralanmaları, yönetmelikler, talimatlar, bahis, şike... bu konular sürekli gündemde. Peki bu sürekli gündem maddeleri, kulüplerin bünyelerinde bir spor hukuku ekibi bulundurmalarını gerektirmiyor mu?

Günümüzde profesyonelleşme sadece organizasyonların ve (herhalde tabirim yanlış olmayacak ) sporcuların pazarlanması (manejeler ve reklam kampanyaları) alanlarında daha öne çıkmaktadır. Bu durumu sağlayanda, organizasyonları yapan kurumsal şirketler ile sporculardan ve kampanyalarından sorumlu menajerlerin varlıklarıdır. Spor Hukuku, kulüplerin yaptıkları her işin içinde olmasına rağmen, amatör tavır devam etmektedir. Hal böyleyken, sporda profesyonelleşmenin Spor Hukuk'unu da kapsaması gerekmez mi?

Kaynakça
1-Yunus Akgül. 2. Uluslararası Spor Hukuku Kurultayı, Ankara Barosu Yayınları. Sayfa: 10 - 11.
2-Av. Türkan Aslan.1. Uluslararası Spor Hukuku Kurultayı, Ankara Barosu Yayınları. Sayfa: 30.




TAYLAN DÜNDAR Diğer Yazıları
Detay Sağ 1 - 300x300 (google)
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Detay Sağ 2 erboy  - 300x250