01-01-2014 TAYLAN DÜNDAR

Ülkemizde bir laf kalıbı var. "Tabi ki eleştiri olacak, ben eleştiriye her zaman açığım, ama eleştiri yapıcı olacak." Bu ülkede yaşıyorsanız yüzlerce kez bu söyleme maruz kalıyorsunuz demektir.  Peki, hiç şunu duydunuz mu? Bu eleştiri gerçekten çok yerinde, "yapıcı", bu eleştiriyi ciddiye alacağım! Ben duymadım, duyduysanız şanslısınız.
Dün, Bogdan Tanjevic'in istifasının açıklanacağı basın toplantısı 2 saat sürdü. Toplantının belli bölümlerinde TBF Başkanı Turgay Demirel, A Milli Takım Menajeri Harun Erdenay ve Milli Takım kaptanı Hidayet Türkoğlu, öncelikle İbrahim Kutluay'a gönderme yaparak, "yapıcı olmayan" eleştirileri şikayet ettiler.
Bu edilen şikayet ülkemizin bir hastalığı. Başarısızlığı net olanın sığındığı bir kapı.
İbrahim Kutluay eleştiri yapıyorsa işinin gereği yapıyor. Eğer bizim gördüğümüz yanlışları bize anlatmazsa işini kötü yapmış olan bir yorumcu olur. Asıl görevi olmasa bile, Hido'nun vurgu yaptığı "milli takım kaptanı" sıfatı yüzünden, yine eleştiri yapma hakkı vardır. Ne bekleniyordu? Takım çok iyiydi, attık ama girmedi, şanssızdık denmesini mi? Eleştiri yapanların ne söylenmesi isteniyor?
Üstelik bir de durum öyle bir noktaya geliyor ki, eleştiriler karşısında başarılı kariyerler anlatılıyor. Konu o sporcunun kariyeri yada takımın tarihi değil ki.
Samimiyetle (Tanjevic'in dünkü toplantıda yapmaya çalıştığı gibi) hataların konuşulması neden kötü olsun? Neden o şapkayı önlerine koymazlar?
Milli takım forması o, tabi ki çağrıldığınızda düşünmeden (maddi-manevi) geleceksiniz. Bunu defalarca dile getirmenin ne anlamı var?
Çağırılıp da gelmeyeni rahat rahat konuştuğunuz gibi hak ettiği halde takımda olmayanların da konuşsanız...




TAYLAN DÜNDAR Diğer Yazıları
Detay Sağ 1 - 300x300 (google)
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Detay Sağ 2 erboy  - 300x250