01-01-2014 HAKAN YİĞİT

Sevgili dostlarim bizleri yasadigimiz zamana baglayan etkenlerin basinda anilarimiz gelir. Hepimizin aci tatli onlarca, hatta yüzlerce anisi vardir. Bunlarin bazilari yasadigimiz dönemlerde çok zor ve aci gelse de yillar bunlari da sarap misali tatlilastirir, yillar sonra bizleri gülümsetebilir. Iste bu anilar paylastikça bir anlam kazanir, bunlari yasayan insanlara deger katar. Bende yogun hayat temposunda arada birde olsa bir mola vermeyi, yasadigim bazi küçük anlari sizlerle paylasip o anlari benimle paylasanlari da anmayi ve onlara deger katmayi seviyorum.

2000 yiliydi Istanbul DHOK nda ( Deniz gücünde ) askerlik görevimi yapiyordum. 17 Agustos depreminin yaralarinin sarilmaya çalisildigi gerçekten zor ve aci dolu günlerdi. Iskenderun ‘dan Istanbul ‘a geldigimde Basketbol takiminin basinda o dönem Aydin Örsün ekibinde olan Fikret Aydin vardi. Sag olsun diger arkadaslar gibi bana ilk alisma gülerimde çok yardimci oldu. Kisa bir süre sonra Fikret terhis olup Efes pilsen deki görevine dönünce takimin basina ben geçtim. Ilk tanisma ve antrenman sonrasi bireysel yeteneklerin çok oldugu fakat takim kimyasinin en alt düzeyde oldugu bir basketbolcu toplulugu ile karsi, karsiya oldugumu anladim. En büyük sorun DHOK ögrencilerinin alt üst sorunuydu. Takimda bir resmiyet, hiyerarsi ve sevgisizlik hakimdi. Bu sartlarda Harp Okullari arasinda bir prestij meselesi olan ve o yil Ankara ‘da yapilacak Harp Okullari Sampiyonasinda basarili olmak bir hayaldi. Bunun üzerine o dönem Ordu milli takimi bas ant. Olan Yarbay Mete EROKAY ‘in kapisini çaldim. ( Sag olsun çok iyi bir insan, çok iyi bir baba olan,Yarbayim bana da çogu zaman yardimci olmustur ) Takimdaki durumu anlattim. Bu durumu asmak için bazi radikal kararlar almak ve bazi üst siniflari yeteneklerine bakmaksizin takimdan çikarmak zorunda kalabilecegimi anlattim. Beni çok iyi anladi ve tam destek verdi. Saha içinde sana yapilacak itiraz bana yapilmis sayilir. Saha disindaki problemleri de bana birak diyerek tam destek verdi. Bu konusmayi takip eden 1 ay boyunca antrenmanlarin yarisi konusarak geçti. Bu dönemde o sira son sinif olan, su anda üstegmen olarak görev yapan ve bu memlekete büyük yararlari olacagina inandigim takim kaptani Güney Daloglu ‘nun büyük destegini hep hissettim. Bu 1 ay içinde takimdan ayrilanlar oldu. Takimda oynamaya isteksiz olan oyunculari kazanma sansimiz oldu. Herkes etegindeki taslari döktü, büyük yaygaralar koptu ama sonunda alt üst kavrami bitti. Takim öyle bir kaynasti ki antrenmanimiz sirasinda diger sahalarda antrenman yapan takimlardan bizi izlemeye dahi gelenler oldu.

Oyunlar zamani gelince Ankara ‘ya hareket ettik. Kuralar çekilince en önemli rakibimiz Kara HOK. Ile eslestik. Deniz ve Kara arasindaki rekabeti Galatasaray - Fenerbahçe arasindaki rekabete benzetebilirsiniz. Iste böyle bir ortamda Ankara ‘da Kara HOK. Ile oynamak hiç kolay degildi. Maçimiz ertesi gün 18 : 00 de idi ve o ana kadar oynanan diger spor müsabakalarindan Deniz HOK. Galibiyet haberi gelmemisti. Üzerimizde büyük bir baski olusmustu. Kara HOK. Antrenörü o dönem Galatasaray yardimci antrenörü Tuluay Demirkus idi. Maç büyük bir seyirci baskisi altinda bando mizika gürültüsü ile oyuncularima sesimi dahi zor duyurabildigim bir ortamda oynandi ve maçi 9 sayi fark ile kazanmayi basardik. Böyle bir ortamda alinan bu galibiyet inanin insana büyük mutluluk veren bir zaferdi. Ertesi gün Maçimiz GATA ileydi. Onlarin antrenörü de bugün Hacettepe bas antrenörü olan Alp Bayramoglu idi, o maçi da fazla zorlanmadan kazandik. Son gün ise Hava HOK. Galibiyeti geldi ve sampiyon olduk. Tüm spor karsilasmalarindan sonra yüzme dahil 1.ligi kazanan bir tek biz olmustuk. Bu bana ayri bir gurur verdi. Istanbul ‘a dönüste takimlar toplantisinda Deniz Gücü Baskani Albay Ahmet Saruhan ‘in yaptigi konusmada beni onore etmesi, ödül izinlerim beni ayrica mutlu etmisti.

Antrenörlük hayatim boyunca ki bu benim yasam felsefemin de temel tasidir, kimya ya çok önem veririm. Basariyi nasil adlandirirsiniz bilemem ama hayatim boyunca bu sayede koydugum hedeflere hep ulastim. Yasam kimyamizi saglam tutarak, çürük elmalari sepetin disinda tutarak, koydugumuz hedeflere daha kolay ulasabiliriz. Iyi bir baba, iyi bir es, iyi bir arkadas, basarili isler...Hatta iyi anilarin bile temeli iyi bir kimya olusturabilmekte. Ben böyle yapiyorum ve size de tavsiye ediyorum.

Not : Bu baglamda tek üzüldügüm hak etmeme ragmen o yil ordu milli takima Tuluay ve torpilli bir Deniz Yüzbasinin antrenör olarak atanmasi oldu. O yil bunu hak eden ben ve Tuluay idik. Kara antrenörünü gönderdi ama Deniz torpil gönderdi.
 




HAKAN YİĞİT Diğer Yazıları
Detay Sağ 1 - 300x300 (google)
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Detay Sağ 2 erboy  - 300x250