01-01-2014 HAKAN YİĞİT

Ülkemizde düzenlenmeyen bir sampiyonaya daha erken veda etmenin üzüntüsünü yasiyoruz. Yazili ve görsel medyada engizisyon mahkemeleri kurulacak, federasyona, Orhun ENE' ye, oyunculara bolca sallamalar okuyacak ve duyacagiz. Dilegim basketbol ailesinin tüm bunlari yapmadan önce iyice düsünüp gerçek sorunu isin kolayina kaçmadan düsünmesi ve yorumlarini gelecege isik tutacak sekilde yapmalaridir. Evet kötü bir turnuva geçirdik. Fransa disinda hiçbir takimin gerçek kimligini ortaya koyamadigi bu sampiyonada final oynamak aslinda hiçte zor degildi bizim için. Izledigim en kötü Avrupa sampiyonasi olan 2011 de çok yüksek olasilik Ispanya ipi gögüsleyecek. Biz beklide bu sampiyonada ispanyayi yenen tek takim olarak üzülüp kahredecegiz. Hep söylüyorum ve bunu her firsatta yazmaya devam edecegim. Bizim milli takimimizin bir sistemi yok. Bir standardimizda yok. Bakin sampiyonanin Bir Ispanyada Gasol un, Fransa'da Parker in, Almanya' da Nowintzky nin her maçta ne oynayacagini bilirsiniz. Ama Türk milli takimina baktiginizda patatya fali açmak zorundasiniz. Bir kisi çikip ta bizim su oyuncumuzun belli bir istikrari var ve hemen hemen her maçta belli bir standardi tutturur desin ve bu konuda beni ikna etsin , bir daha basketbol salonlarina admimi atmayacagim. Artik kisileri gönderip yerine yenileri aramak yerine olaya gerçekçi olarak kafa yormamizin zamani çoktan geldi. Söyle bir düsünün Basketbol milli takimimizda bir Tony PARKER olsa bu turnuvada nerede olurduk? Ben söyleyeyim açik ara yenilgisiz sampiyon olur, mevcut potansiyelimiz ile her dogal favorisi gösterilirdik. Bir otobüste gidiyorsaniz direksiyondaki söförün sizi nereye, nasil götürecegi çok önemlidir. Biz 75 milyondan bir Tony PARKER bulup yetistiremiyorsak bugünden itibaren bunun nedenlerini bulmak için çabalamaliyiz. Aslinda gözümüzün önünde olan ama bir türlü kabullenmedigimiz alt yapilarimizdaki ya tutarsa mantigi ile karin tokluguna çalisan coaclarin durumlarini düzeltmekle baslayabiliriz. Anadolu' da yetisip gelecek vadeden oyuncularin üçkurus yetistiricilik parasina uçup gitmelerine ve onlara onca emek verip sonra uçup gitmelerini izleyen çilekes kulüplerimizin küsüp birer, birer yok olup gitmelerine seyirci kalmamaliyiz mesela. Tabii milli takimlari kulüp takimi gibi keyfi kararlarla yönetmekten de vazgeçmeli hak edene o formayi giydirmeliyiz bunlarin yaninda. Tüm bunlari görüp kendimizi ve sistemimizi bugünden baslayarak degistirmeye baslarsak inanin çok yakida ummadigimiz basarilara ulasmamiz hiçte zor olmaz. Tüm bunlari bile, bile Sirbistan maçi hakkinda bir sey yazmak istemiyorum. Ne kaçan fauller, ne kenardan çikartilamayan toplar nede maç içinde verilen yanlis kararlar su an için beni ilgilendirmiyor. Herkesin bildigi ve gördügü gibi inanilmaz potansiyelli bir takimin bu durumlarda olmasi insanin içini acitiyor. Benim gördügüm son saniyede atilan bir üçlükle kazanilacak her maçin, gerçek sorunlarimizin üzerini örtecegi ve sorunun bir kangrene dönüsecegidir. Ama açik söylemeliyim ki atilacak adimlar konusunda da fazla bir umudum yok.

 




HAKAN YİĞİT Diğer Yazıları
Detay Sağ 1 - 300x300 (google)
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Detay Sağ 2 erboy  - 300x250