Karşıyaka’nın Bahçeşehir galibiyeti beklenmeyen büyük bir başarı oldu. Öyle ki; artık önümüzdeki maçların tamamını kazanmamız halinde kendi göbeğimizi kendimiz kesebileceğiz. Diğer takımların ne yaptığına bakmadan…

Fakat biz ne zaman favori gösterilmediğimiz bir maçı alsak, aynı hafta Bursa da ‘’bir şekilde’’ kazanıyor ne yazık ki! Bakalım bu işin sonunda gülen taraf kim olacak!

Önceki yazımda da belirttiğim gibi, Erok maçı Karşıyaka için cidden çok önemli, belki de sıralamayı belirleyecek olan bir maç olacak…

Ahmet Kandemir de her verdiği röportajda bu maçın önemine dikkat çekip duruyor…

Ufuk Sarıca’nın koçu olduğu bir takımla bu kadar kritik bir karşılaşmaya çıkacak oluşumuz da gerçekten ilginç bir tesadüf oldu…

Kimse Ufuk Sarıca’dan Karşıyaka’ya karşı bir jest falan beklemesin ki böyle bir şey olacak olursa da bunun adına zaten gönül şikesi denir ve ne Karşıyaka’ya ne de Ufuk Sarıca’ya yakışmaz. Çıkarız sahaya, çatır çatır oynar, taraftar desteğini de arkamıza alarak anamızın ak sütü gibi helal bir şekilde kazanırız zaten…

Ama Ufuk Sarıca’dan bir jest beklentisi içinde olanlar varsa da, böyle bir şeyi ahlaken zaten kesinlikle yapmayacağını biliyor olmama karşın bu beklentiye girenlerin beklentisini ise sadece ahlaki gerekçelerle değil yaşananlara bakınca da anlamakta güçlük çekiyorum!..

Nasıl ki 26 yıllık sponsorun ailesinden birinin vefatı sonrası ‘’hakkımız helal etmiyoruz’’ diyerek en büyük destekçimizin bizi bırakmasının ilk kıvılcımını ateşleyenler olduysa, işte aynı bu grup veya bu grup kafasını yaşayanlar Ufuk Sarıca konusunda benzer tavırlar içerisine girerek Ufuk Sarıca’nın Karşıyaka sevgisini de yok etmişlerdir…

Bu, devamlı kulübe zarar veren kısıtlı düşünebilme becerisine sahip kişiler Ufuk Sarıca için de sanki Karşıyaka’yı ilk terk eden, yarı yolda bırakan kişi algısı yaratmak için çırpınıp durmuşlardı…

Oysa ki en iyi oyuncular teker teker giderken veya gitmeye mecbur edilirken Ufuk Sarıca epeyce bir direnip bu oyunculardan daha sonra ve kulüpten kendisine yöneltilen ‘’git artık, senin paranı ödeyemeyeceğiz’’ anlamındaki telkinden sonra alacaklarından da fedakarlık yaparak gitmiştir. Yiğidi öldür ama hakkını yeme demişler…

Basketbola o dönemlerde verilen bütçenin aynısı hangi koça verilirse verilsin Ufuk Sarıca’nın elde ettiği başarıları elde ederdi diyebileniniz var mı acaba?! Varsa eğer, maalesef bunu diyen basketboldan zerre anlamıyordur zaten…

Dolayısıyla Ufuk Sarıca Karşıyaka’yı nice başarılara taşımıştır ve gemiyi ilk terk eden de olmamıştır. Hal böyleyken ise kendisine yapılan nankörlüklerin ise haddi hesabı olmamıştır. Yani bırakın Ufuk Sarıca’nın Karşıyaka’ya bir jest yapmasını veya iltimas geçmesini, hatta ve hatta daha da bir hırs ve kazanma azmiyle sahada yer alacağından eminim…

Peki böyle hissedecek olmasına kızmaya hakkımız olabilir mi kendisine yapılan haksız ithamlardan sonra?! Sorunun cevabı yukarıdaki paragraflarda saklı zaten!

Karşıyakamıza Erok karşısında sonsuz başarılar diliyorum. Biz bitti demeden bitmez! Haydi Kaf Kaaaaaff

Sağlıcakla kalın!..