Basketbol Süper Ligi’nin beşinci haftasında Karşıyaka’mız, kendi sahasında ağırladığı Fenerbahçe’ye 97-72 mağlup oldu…

Skor tabelasına bakıldığında oldukça farklı bir yenilgi görülüyor. Ancak karşılaşmanın özellikle ilk yarısını izleyenler için maçın hikâyesi yalnızca bu 25 sayılık farktan ibaret olmamalı…

Mustafa Kemal Atatürk Spor Salonu’nu dolduran Karşıyaka taraftarı, takımına yine muhteşem bir atmosfer sundu…

Avrupa basketbolunun güçlü kadrolarından birine sahip Fenerbahçe karşısında Karşıyaka, zaman zaman etkili bir mücadele ortaya koydu. Özellikle ikinci çeyrekte farkı beş sayıya kadar indirmeyi başarması bunun bir deliliydi…

Ancak benim açımdan karşılaşmanın kırılma noktası, devrenin bitimine yaklaşık bir dakika kala yaşanan tartışmalı hakem kararıydı…

Yavuz Gültekin, üç sayılık atışını kullanırken basketi buldu. Üstelik benim gözlemime göre şut sırasında kendisine faul de yapılmıştı. Dolayısıyla üç sayı ve ilave bir serbest atış ihtimali söz konusuydu. Ne var ki hakem, aynı pozisyonda Karşıyakalı başka bir oyuncunun perdeleme sırasında hücum faulü yaptığı gerekçesiyle basketi geçersiz saydı…

Pozisyona ilişkin değerlendirmem, ortada hücum faulünü gerektirecek bir temas bulunmadığı yönünde…

Bu karar yalnızca üç sayıyı ve olası bir serbest atışı değil, Karşıyaka’nın yakaladığı ivmeyi de elinden aldı…

Üstelik bu pozisyonun ardından Fenerbahçe’nin son saniyede bulduğu üçlükle devre 49-36 sonuçlandı…

Oysa tartışmalı basket geçerli sayılsaydı ve ilave serbest atış da değerlendirilseydi, diğer pozisyonların aynı kaldığı varsayımıyla devre arasına dokuz sayı geride girilebilirdi…

Son hücumun akışı da değişebileceğinden farkın beş sayıya kadar inmesi de ihtimal dışı değildi…

Basketbolda bazen tek bir düdük, skor kadar takımların psikolojisini de değiştirir…

Bununla birlikte yenilgiyi yalnızca hakemlere bağlamak doğru olmaz…

Zira; Fenerbahçe’nin özellikle ribaundlardaki 41-23’lük üstünlüğü, yedek oyuncularından aldığı 40 sayılık katkı ve yüksek dış şut yüzdesi de aşikar…

Karşıyaka’da El-Amin’in 22 sayılık performansı ve Yavuz Gültekin ile Steven Enoch’un katkıları yeterli olmadı…

Ancak unutulmamalıdır ki Karşıyaka, büyük ölçüde yeniden yapılanmış bir takımla mücadele ediyor. Böylesine güçlü bir rakip karşısında alınan mağlubiyetten çıkarılacak dersler var. Savunma direncinin artırılması, ribaundlarda daha mücadeleci olunması ve hücumdaki istikrarın sağlanması bunların başında geliyor…

Sonuç olarak Fenerbahçe gibi bir kadroya sahip takıma yenilmek çok da moral bozucu olmamalı, ama beklentimiz öncelikle adil yönetilen maçlar oynanması…

Burası Karşıyaka ve rakip kim olursa olsun biz Karşıyakalılar kendi evimizdeki her maça kazanmaya duyduğumuz inançla gideriz. Bu inancın boş bir inanç olmadığını da tarihimizde defalarca ispat etmişizdir. Hal böyleyken o yanlış hakem kararı olmasaydı ne olurdu sorusuna net bir cevap vermek de doğru olmaz!

Basketbolun adaleti mücadele eden her takım için aynı hassasiyetle korunmalıdır.

Karşıyaka’nın önünde uzun bir sezon var. Önemli olan bu yenilgiyi bir moral bozukluğuna değil, gelişim fırsatına dönüştürebilmek…

Ve elbette o muhteşem Karşıyaka taraftarının desteğini arkasında hissetmeye devam etmek. Bence bu takım bunu hak ediyor…

Sağlıcakla kalın!..