İşte basketbolun güzelliği burada!
Hiç merak edip de Türkiye Basketbol Süper Ligi son puan durumuna baktınız mı?
Bakmadıysanız gelin, şöyle bir hatırlayalım…
Ligin dördüncü haftası geride kaldı. Zirvede Bahçeşehir Koleji var. Avrupa’da başarılı sonuçlara imza atan, kadrolarında önemli yıldızlar bulunduran takımlarımız ise lig sıralamasında alışık olmadığımız yerlerde.
Fenerbahçe Tarfin dokuzuncu, Beşiktaş on birinci sırada. Dört maçta ikişer yenilgi aldılar. Anadolu Efes’in bir mağlubiyeti var. Galatasaray MCT Technic ise dört karşılaşmanın yalnızca birini kazanabildi.
Daha ligin başındayız. Ama ortaya çıkan tablo, üzerinde düşünmeye değer.
Peki, bu tablo karşısında daha ligin başı diyebilirsiniz ama, “ne oluyor?” diye aklınıza soru da takılmıyor değil.
Avrupa’da rakiplerine kök söktüren takımlarımız, kendi ligimizde neden beklenmedik sonuçlarla karşılaşıyor? Güçlü kadrolar, büyük bütçeler ve yıldız oyuncular her zaman galibiyet için yeterli mi?
Demek ki yeterli olmuyormuş.
Şimdi diyecekler ki; rotasyon. Çok maç yapmanın verdiği yorgunluk. Uçak, otobüs yolculuğu… Bunlar, bu takımlarımız için hiçbir zaman mazeret değil!
Demek ki rakibinizin adı ne olursa olsun şu gerçeğe alışmalıyız. Basketbol, yalnızca kâğıt üzerindeki kadrolarla oynanmıyor. Parkeye çıkmak, mücadele etmek, savunma yapmak, takım arkadaşına güvenmek ve son saniyeye kadar oyunun içinde kalmak gerekiyor.
Karşı takım da kazanmak istiyor. Onun da hedefleri, emeği, hesabı ve hayalleri var. Hele hele büyük takımla oynuyorsa motivasyonunu ikiye katlıyor. Kendini gösterebilmek ve kazanmak için de var gücünü sahaya yansıtıyor.
İşte tam burada, bizim kuşakların sıkça kullandığı o söz akla geliyor:
“Her kuşun eti yenmez!”
Büyük takım olmak, her maçı kazanmak anlamına asla gelmez. Gelmemeli de… Geçmiş başarılar, kupalar ve Avrupa tecrübesi önemlidir. Ancak hiçbirisi bir sonraki maçın kazanma garantisi değildir.
Üstelik bu tabloya yalnızca büyük takımların kayıpları açısından bakmamak gerekiyor. Zirveye yerleşen, iddialı rakiplerini geride bırakan ve kendi hedefleri doğrultusunda ilerleyen takımların başarısını da görmek lazım.
İşte ligin en güzel tarafı burada…
Basketbolda rekabet varsa heyecan yaşanır. Sonucun önceden belli olmadığı, her takımın diğerini yenebileceğine inandığı bir lig, seyir zevkini de artırır. Tribünlere seyirci çeker. Rakiplerin iştahını kabartır, oyuncuda kazanabiliriz imajını kuvvetlendirir.
Tabii ki dört haftalık puan durumundan kesin sonuçlar çıkarmak doğru olmaz. Sezon uzun. Takımların formu değişecek, sakatlıklar yaşanacak, yapılacak takviyelerle yeni dengeler oluşacak. Bugün üst sıralarda bulunan bir takım gerileyebilir; gerilerde kalan bir takım ise çıkış yakalayabilir.
Ne olursa olsun ilk haftaların verdiği bir mesaj var: Bu ligde hiçbir takımın işi o kadar kolay değil!
Bakalım ilerleyen haftalarda neler değişecek? Avrupa’da başarı arayan takımlarımız ligdeki dengeleri yeniden kurabilecek mi? Bahçeşehir Koleji zirvedeki yerini koruyabilecek mi? Diğer takımlar bu yarışa nasıl karşılık verecek?
Basketbolun güzelliği de burada.
Sıkça eleştirdiğimiz hakemler düdük çalacak, top havaya atılacak ve her şey yeniden başlayacak.
Çünkü parkede isimler değil, o gün daha iyi oynayan takım kazanacak.
Şimdi de her geçen yıl heyecanı biraz daha artan, takımların bir üst lige çıkabilmek için bütçelerini ve yatırımlarını büyüttüğü Türkiye Basketbol Ligi’ne göz atalım.
Burada da mücadele daha ligin başında kızışmış durumda.
Yedinci hafta sonunda Kahramanmaraş temsilcisi Kipaş Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyespor, yedi maçta aldığı altı galibiyetle liderlik koltuğunda oturuyor. Onu Yalova Haremspor, Mersinspor, Göztepe, Finalspor ve Gaziantep Basketbol gibi iddialı ekipler takip ediyor. Ancak puan tablosuna biraz daha dikkatli bakmak gerekiyor. Çünkü altı maçının tamamını kazanan Mersinspor, henüz yenilgi yüzü görmedi. Bir maçı eksik olan Mersin temsilcisi, bu performansıyla gizli lider konumunda. Zirve yarışında hesaplar henüz yeni mi başlıyor, yoksa daha açılmadı mı?
Bu sorunun cevabı da ligde saklı!
İstanbul’dan Yalova’ya taşınan ve adının başına bu ilin (Yalova) adını da koyan Haremspor yedi maçta beş galibiyet aldı.
İzmir temsilcisi Göztepe de oynadığı altı karşılaşmanın beşini kazanarak iddiasını ortaya koydu. Sarı kırmızılıların bir maçının eksik olması, önümüzdeki haftalarda sıralamanın değişebileceğini gösteriyor.
Bursa temsilcisi Finalspor ile iyi bir ekip kuran Gaziantep Basketbol ise yedi maçta dörder galibiyet ve üçer mağlubiyetle yoluna devam ediyor.
Ligin deneyimli ve kıdemli ekiplerinden TED Kolejliler yedi maçta üç galibiyet elde ederken Büyükçekmece, altı karşılaşmada dört kez kazanmayı başardı. Darüşşafaka ise yedi maçta iki galibiyette kaldı.
Ankara ekiplerine baktığımızda Ankaragücü’nün, altı maçta üç galibiyeti bulunuyor. Ormanspor ise yine altı karşılaşmada iki kez sevindi. İlab Basketbol da altı maçta üç galibiyet, üç mağlubiyetle dengeli bir tablo ortaya koydu demek ne kadar doğru olur?
Balıkesir Büyükşehir Belediyespor ile milli basketbolcumuzun kendi kurduğu, adını taşıyan Cedi Osman Basketbol yedi maçta ikişer galibiyet alabildi. Genç oyunculardan oluşan Fenerbahçe Gelişim ise yedi karşılaşmada üç galibiyete ulaştı.
Alt sıralarda işler daha da zorlaşıyor. Keçiörengücü Bağlum yedi maçta yalnızca bir galibiyet alabildi. Konya Büyükşehir Belediyespor da altı maçta bir galibiyetle son sırada bulunuyor.
Elbette sezonun henüz başındayız. Birkaç haftalık sonuçlarla takımlar hakkında kesin hükümler vermek doğru olmaz. Ne var ki bu tablo, Türkiye Basketbol Ligi’nde de her maçın ayrı bir hesap, her galibiyetin ayrı bir değer taşıdığını gösteriyor.
Üstelik bu ligde mesele yalnızca maç kazanmak değil. Bir üst lige çıkmak isteyen kulüplerin kadro kurması, bütçe oluşturması, sezon boyunca istikrar sağlaması gerekiyor. Yapılan yatırımın karşılığını almak da en az yatırım yapmak kadar önemli.
Peki, bu yarışın sonunda kim hedefine ulaşacak?
Şimdilik erken. Ama görünen o ki zirve yarışı kolay kolay bitmeyecek.
Bir de şu var: Büyük hedefler koymak güzel. Ancak o hedeflere ulaşmak için yalnızca para harcamak yetmiyor. Doğru kadro, iyi yönetim, takım ruhu ve sürdürülebilir bir kulüp yapısı da gerekiyor.
Türkiye Basketbol Ligi’nde önümüzdeki haftalar, bu soruların yanıtlarını biraz daha netleştirecek.
Bir yanda en üst lige bakıyorsun. Eurolig takımları tepetaklak gelebiliyor. Bir alt liginde ise “Bu takım şampiyon olur” dediğinde de düşmemek için çırpınıyor.
İşte basketbolun güzelliği de burada!
Hiçbir maç oynanmadan kazanılmıyor.
Hiçbir takım, yalnızca adıyla ve geçmiş başarılarıyla ayakta kalamıyor.
Bir de işin tribün tarafı var…
Rekabet varsa heyecan var.
Heyecan varsa seyirci var.
Salonlar doluyorsa basketbol yaşıyor, kulüpler nefes alıyor.
Peki ya boş kalan salonlar?
Ne yazık ki onların hikâyesi bazen başka türlü yazılıyor. Seyircisini kaybeden, ekonomik gücünü koruyamayan ve ayakta kalmakta zorlanan kulüpler birer birer sahneden çekilebiliyor.
İşte asıl üzerinde düşünmemiz gereken konulardan biri de bu.
Basketbolu yalnızca kazananlar üzerinden değerlendirmeyelim. Kaybedenlerin neden kaybettiğine, salonların neden dolup boşaldığına ve kulüplerin nasıl ayakta kalacağına da bakalım.
Çünkü basketbol yalnızca skor tabelasından ibaret değil!