Polonya da düzenlenen 2011 FIBA Kadinlar Avrupa Sampiyonasi bizler için biraz hayal kirikligi ile baslamisti. Bana göre en büyük sikintimiz ortalama bir oyun standardini tutturamayisimizdan dolayi oyun içindeki organizasyonlardan tam verim alamayisimizdan kaynaklaniyordu. Belarus maçina kadar grubumuzda en iyi oyunumuzu kaybettigimiz Çek Cumhuriyeti maçinda oynamamiz, turnuvanin en zayif takimlarindan Britanya karsisinda ise maç boyunca büyük inisler ve çikislar yasayarak bir türlü rakibe üstünlügümüzü kabul ettiremedigimiz bir maç oynamamiz bizleri üst turlar için umutlandirmadi. Belarus maçi ise belkide en inanarak çiktigimiz maçti. Motivasyonun diger maçlara oranla üst düzey oldugu ve sahada kazanmayi isteyen takimin Türkiye oldugunun açikça gözler önüne sergilendigi bir karsilasma izledik. Sahadaki tüm oyuncularimiz biz henüz isiniyoruz,bu turnuvaya bu kadar erken veda etmeyecegiz, yapacak daha çok isimiz var diye sahada haykiriyordu. Bizim bekledigimiz ve özledigimiz milli takimda buydu. Bu maçtan sonra ilk 4 için sansimizin çok olduguna kalpten inandim. Oyuncularimizin maç içindeki inis çikislari fazlaca yasamalarinin en büyük nedeni olarak motivasyon eksikligini görüyordum, bu maçta bu sorununda halledildigini açikça gördük. Burada Ceyhun YILDIZOGLU ve ekibini kutlamak istiyorum, sorunu dogoru teshis etmisler ve her sey kaybedilmeden gerekeni zamaninda yaptilar. Dün aksam sevgili dostum Cenk DURAKLAR ile TV basina geçtigimizde Karadag maçini kesinlikle kazanacagimi iddia ettim, hayrettir ki iddia konusunda muhalefet yapmayi çok seven dostum bu kez suskun kaldi.Bir maç içinde tüm hücum silahlarimizi bir anda devreye sokamadigimiz için maçin kilidini savunmalarin açacagini, turnuvadaki maçlarimizda 60 sayilarda kaldigimizi göz önünde bulundurarak rakibi 50 - 55 sayi araliginda tutmayi basarabilirsek maça ortak olabilecegimizi, hatta kazanabilecegimizi konustuk. Itiraf edeyim bu kadarini beklemiyordum. Bu turnuvada ilk defa nasil oynamamiz gerekiyorsa öyle oynadik. Savunmadaki yardimlasmamiz mükemmeldi, seken ribaundlara kisa oyuncularimizin kanatlanip uçmalari (tugba 2 rib. Birsel 4 rib. Isil 5 rib.) Nevlin in bloklari, Nevriye nin her maçtaki kendini turnuvanin yildizlari arasina yazdiracak performansi, maçi nekadar istedigimizin isaretlerini veriyordu. Turnuva boyunca hiç yenilmeyen Karadag son üç periotta potamiza sadece 28 sayi birakabildi. Rakibin bos döndügü her pozisyondan sonra öz güvenimiz artti ve hücumda sabirla top çevirdik, en dogru adami bulup kolay sayiya gittik. Su anda tarihimizde ilk kez olimpiyatlara gidecek olmanin mutlulugunu bize yasatan Kadin basketbolcularimiza ve teknik ekibe sonsuz tesekkürlerimizi iletiyoruz. Ama sunu da bilmeliler ki geldikleri bu noktada bir madalya almadan dönmeleri yazik olur. Rakibimiz Litvanya veya Fransa olacak ki su an itibariyla ikiside karsimiza kesin favori olarak gelemeyecekler. Burasi yari final ve burda o gün daha çok inanan, savasan, isteyen maçi kazanacak. Hazir perilerimiz kanatlanmisken kazanan niye biz olmayalim...