-Sezon öncesi gerçekleşen Federasyon Kupası müsabakalarında grup lideri olarak finallere yükseldiniz ancak lige istediğiniz gibi başlayamadınız. Bunun nedeni ne oldu?
Sevda Tunçluer: Federasyon Kupası?nda telafisi olmayan bir durum vardı ve her maça yüksek konsantrasyon ile çıkmıştık. Lig ise çok uzun süreli bir maraton ve açık konuşayım biz lig sezonuna yeterince hazır başlayamadık. Zaten çok yüksek bütçeli takımların da beklenmedik yenilgiler aldıklarını görüyorsunuzdur. Sıklıkla haftada iki maç yapmak bizim ligimizin sporcuları için çok yeni bir şey ve alışık olduğumuz bir durum değil. Ayrıca şanssızlıklar da yaşadık sezonun ilk haftalarında. Benim ligin ilk maçı olan Edirne Bld. Edirnespor maçında burnum kırıldı. Bunun üzerine maske kullanmak zorunda kaldım, maske ile de pek rahat oynayamadım. Daha sonra bir hazırlık maçı ayarlamıştık, orada Gizem Uca?nın bileği burkuldu. Ardından İlayda Tokmak?ın beli sakatlandı. Bir türlü rahat nefes alamadık diyebilirim. Öbür yandan biz çok genç bir ekibiz ve bunun sahada yüksek enerjiye sahip olmamız gibi avantajlarının yanında mental dezavantajları da var. Takımımız üzerinde bir stres olduğunu ifade etmek yanlış olmaz ama bu durumun kısa sürede çözüleceğine inanıyorum.

?Gençlerin Daha Çok Süre Almasını İstiyorum?

-30 dakika ortalama ile süre alıyorsun. Sahada genç oyuncuların yanında uzun zaman kalmanın sorumluluğu sana nasıl yansıyor?

Sevda Tunçluer: Türk oyuncuların en büyüğü ile aramda beş yaş var. Ben beş yaşında teyze olmuştum, onlara espri yapıyorum ben sizin teyzeniz sayılırım diye. Şaka bir yana, gençlerimiz son derece donanımlı ama üzerlerinde fazla oynamamanın verdiği bir ağırlık var. Onların sahada rahat olmaları ve doğru kararları vermeleri için daha fazla maç tecrübesine sahip olmaları şart. Ben birkaç maç daha yaptıktan sonra onların benim üzerimdeki sorumluluğu azaltacaklarına inanıyorum. Benim için sahanın içindeki önemli bir sıkıntı da genç arkadaşlarımın morallerinin çabuk bozulması oluyor. Gerçi ben onları ayağa kaldırma, enerjilerini yükseltme misyonumun olmasından ötürü çok mutluyum. Neticede ben de genç oyuncuydum ve sahada size destek olan bir ablanın varlığını hissetmenin kıymetini çok iyi biliyorum. Onlara da hep söylüyorum, keşke siz daha çok süre alsanız da ben kenarda otursam diye. Bilmeliler ki her maç kendi içinde bir savaştır ve kazanılması gerekir. Ben de bu yolda onlara sahada biraz baskı yapıyor gibi görünsem de biliyorlar ki amacımız için onlara destek olmak adına ve hep beraber başarıya ulaşmamız için çabalıyorum?

-Peki, ?Başantrenör Erdem Tunçluler?in eşi olan Sevda Abla? imajından da biraz çekiniyor olabilirler mi?
Sevda Tunçluer: Bence olamazlar. Neden olamayacaklarını da anlatayım? İnsan ilişkilerinde farklı kimlikler vardır. Ben, takımın kaptanıyım.  Erdem Tunçluer?in eşiyim. Yöneticiler ile akrabalık bağım da var ama aynı zamanda diğer tüm sporcularımız gibi değer verdikleri bir oyuncuyum. Birden çok kimliğim var bu kulüpte ve ben bunları iyi dengelediğime inanıyorum. Koç ile de saha içinde profesyonel bir antrenör ? kaptan ilişkimiz var. Antrenörün eşi Sevda Abla?dan asla değil ama sahadaki Sevda Abla?dan çekiniyor olabilirler, bunu da kendilerine sormak lazım. Biraz agresif olduğumu kabul ediyorum. Çok çalışmadıkları zaman üstlerine gittiğim doğrudur. Bence herkes üzerine düşen görevi çok iyi yapsa başarımızda belirgin bir artış olur. Üzerlerine düşen görevi eksik yaptıklarında müdahale ediyorum ve belki de canlarını sıkıyorum. Eksiklerini onlara açıkça söylediğim için benden biraz çekiniyor olabilirler. 

?Her Zaman Savunma Yönüme Ağırlık Verdim?

-Sen hırslı bir genç oyuncu muydun? 

Sevda Tunçluer: Hırslıydım ama bu asla gözümü kör eden ve çevremdekilere zarar veren bir hırs olmadı. Ben basketbola on iki yaşında, nispeten geç başladım. Hatta ilginç de bir hikâyesi vardır basketbola başlamamın? Direkt küçük takım seviyesine dâhil oldum. Orada herkes temel bilgilere sahipken ben daha yeni turnike atmayı öğreniyordum. Küçük takımdan yıldız takıma, yıldızdan genç takıma geçerken her sene birinin eleneceğini söylüyorlardı. Ben basketbolu çok seviyordum ve dışında kalmak istemiyordum, kendime elenme şansı vermiyordum. Çok mücadele ettim altyapı seviyesinde, basketboldan ayrı kalmamak için. Savunma yönünde iyi olabileceğimi keşfettiğimde o tarafa ağırlık verdim. Gerçekten iyi de oldum oyunun defans yönünde ve o şekilde kendime bir yol çizdim. Belki hatalıydım, bununla yetinmemem gerekiyordu ama o dönemde o doğru geldi bana. Kırk dakika sahada kaldığımı ama istatistiklerimde hiçbir rakam olmadığını bilirim. Hücum tarafında pek hırslı olmadım, çünkü hırsımı tek kanala yani savunmaya yönlendirdim. Diyorum ya, belki de böyle olmamalıydı? O yüzden genç arkadaşlarıma hep antrenörleri ve teknik ekiple çok sıkı iletişim halinde olmalarını tavsiye ediyorum. Ben kimseye ne açıdan eksik olduğumu sormamıştım, kimse de bana gidebileceğim daha doğru bir yol göstermemişti? Hırslarım da insani yönümün önüne hiçbir zaman geçmedi. Ben daha fazla oynayayım, ya da daha iyi bir transfer yapayım diye kimsenin ayağını kaydırmaya çalışmadım. Benim olduğum yerde de böyle şeyler yaşanmaması için elimden geleni her zaman yaparım.

?Sevda, İstanbulgücü?nde Kendini Buldu?

-Basketbola ara verdiğin bir dönem de oldu değil mi?

Sevda Tunçluer: Evet, üç yıllık bir dönemdi. Küsmüştüm basketbola. 2011 yılı idi, Güre?de oynuyordum. O zaman antrenörümüz ile anlaşamadık ve yedi kişi birden takımı bıraktık. Ben fitness eğitmenliği yapmaya başladım. Personal trainer eğitimi alırken iletişim ve satış eğitimi de almıştım. O dönemde basketbol kariyerimde nerede yanlış yaptığımın farkına vardım. Tam o sıralarda çocukluğumdan beri kişiliğine, karakterine hayran olduğum Esmeral Tunçluer?in takım kurduğunu ve beni takıma dâhil etmek istediğini öğrendim. O haberi aldığımda evdeki mutluluğuma şahit olmayan derecesini tahmin edemez. Basketbola dönüşüm Esmeral Tunçluer ile beraber olacaktı, daha güzel bir haber olamazdı. 25 yaşında İstanbulgücü ile basketbola tekrar döndüm ve burada dışarıdan atış kullanmaya başladım. Daha önce böyle bir özelliğim yoktu, pek üçlük atmazdım.  Basketbol ile ilgili teknik konularda Esmeral Abla bana çok şey kattı. Burada çok değiştim, geliştim. Keşke daha önce yollarımız kesişseymiş? Sevda, İstanbulgücü?nde kendini buldu diyebilirim rahatlıkla. Daha önce de basketbol bilgisi iyi, mücadeleci, hırslı bir oyuncuydum ama burada kimliğim oturdu?

 -Sohbetimiz içinde basketbola başlama hikâyenin çok ilginç olduğundan söz etmiştin. Dinlememiz mümkün olur mu?
Sevda Tunçluer: İlginç olduğu kadar uzun da, vaktimiz yetmez muhtemelen. Yine de şöyle bahsedeyim biraz? Ablam basketbola âşıktı. Ailemin de muhafazakâr bir yapısı var, basketbola başlamama pek sıcak bakmıyorlardı. Onların aksine ablam beni elimden tutup bu yola soktu, en büyük emek onundur diyebilirim?

Röportaj: Şansın Tokyay
Fotoğraf: Fehmi Özgüler