Kanter: Özür dilenecek bir şey yapmadım
Son günlerde ismi sıkça gündeme gelen NBA oyuncusu Enes Kanter, Rotahaber?den Eşref Aydoğmuş?a çok özel açıklamalarda bulundu. İşte o röportaj...
Milli takıma çağrılmaması tartışmalara konu olan NBA oyuncusu Enes Kanter son olarak twitter'dan paylaştığı Erdoğan'lı fotoğrafla gündeme geldi. TBF Başkanı Harun Erdenay'ın 'Hemen Cumhurbaşkanımızdan ve Türk halkından özür dile' dediği Kanter, Rotahaber'den Eşref Aydoğmuş'a konuştu ve çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kendisine yapılan bu çağrıyı da yanıtladı. İşte o röportaj:
Öncelikle Basketbol hayatın nasıl başladı? Çocukluğundan beri meraklı mıydın basketbola? Ailen bu konuda destekledi mi, yoksa çekimser mi oldular?
Basketbol hayatıma Van’da çocukken başladım. Tüm imkansızlıklara rağmen, içimdeki basketbol sevgisi beni bir şekilde sahalara çekmişti. O vakitler henüz çocuk olduğum için, babam “oğlum basket oynayıp, boyun uzayınca ne olacak” diye arada tatlı serzenişte bulunurdu. Ama benim ısrarlı isteğimi görünce hem o, hem annem ve tüm ailem destek oldular ve hep arkamda durdular.
Milli takım forması giymeyi çok arzu ettiğini biliyorum. Fakat çağrılmadın. Sence bunun sebepleri neler? Yaygın kanaat, bunun siyasi bir karar olduğu. Düşüncelerini alabilir miyim?
Kadro dışı bırakılmam sonucunda, bu konu ile ilgili hissiyatlarımı ve belirtilen gerekçelerin basit ve tatmin edici olmadığını ifade etmiştim. Hatta meselenin daha ötesinde söylenmeyen sebebin “siyasi görüşüm ve inandığım değerlerden oluştuğunu da belirtmiştim. Söylediklerimin arkasındayım ve söylediklerimin hissi patlama değil, realitelerin ifadesi olduğunu bir daha söylemek istiyorum.
Gerekçede belirtilen son 3 senedir çağrıldığım ve gelmediğim, geçen sene bana ulaşmak istemelerine rağmen benimle görüşememiş olmaları, komik gerekçeler olarak gösterildi.
Tüm bunlar dünya etik ve spor standartlarında yeri olmayan şeyler. Öncelikle ifade edilenlerin gerçek olmadığını tekrar ispatlarıyla açıklamak istiyorum: 3 sene önce çağrıldığım halde gelmediğimin sebeplerini açıklamıştım. O zaman milli takımda sorun yaşadığım birkaç insan ile ilgili olan bir problemdi. O vakit yaptığım davranıştan dolayı da defalarca özür dilemiştim, hatta en son kadro dışı bırakılmamın ardında da yine özür diledim. Ancak 2013 ve 2014’te milli takıma çağrıldığım halde gelmemem tamamen çarpıtma ve yalandır. 2013’de çok ciddi bir omuz ameliyatı geçirdim. Omzum çıkmıştı ve oynamaya elverişli değildim. Haziran 2014’de de dizimden ameliyat oldum. O yaz bütün namazlarımı oturarak kılmak zorunda kalmıştım. Gerçek bu iken ben nasıl sahada top koşturabilirim. Dolayısıyla gidemedim. Ancak bu da çarpıtıldı.
Sayın Ataman’in ifade ettiği 2014 yazında benimle görüşmek istemesine rağmen görüşemediği için, benim de isteksiz olduğum için çağrılmadığım, kesinlikle gerçeği yansıtmıyor. Programımın yoğunluğundan dolayı görüşemedim kendisiyle, ancak hem kendisine hem de diğer federasyon yetkililerine, Barbaros Akkaş ve Harun Erdenay’a da ifade ettim. Kendileriyle her zaman çok ama çok yakın kontaktaydık. Benimle görüşülmediği veya onların görüşme taleplerine sıcak bakmadığım sadece demagojidir. Türkiye Basketbol Federasyonu benim siyasi görüşlerimden çok rahatsız.
Sayın Erdenay kadroya alınmamın açıklanmasından kısa süre sonra Lig TV’de yaptığı açıklamada, Ergin hocanın 2014 yazında kendisiyle görüşmediğim (!) için o yaz beni zaten kadroya almayacağını ifade ettiğini, o yüzden benim ifade ettigim meselenin siyasi sebeplerle alakası olmadığını anlatmaya çalıştı. Ancak bunun da gerçeği ifade etmediğini üzülerek söylemek istiyorum, çünkü 2014 yazindan bugüne kadar hem Erdenay ile hem de Barbaros Akkaş ile defalarca görüştüm. Erdenay ile en az 2-3 defa telefonda görüştüm. Menejerim ile de çok yakından görüşürler ve her defasında 2015’de kadroya geleceğimi defaatla ifade ettim.
Hatta Barbaros Akkaş benimle görüşmek için Chicago’daki maçıma geldi. (sanırım 2015 Mart ayıydı). Maç sonrası tribünlerde görüştüm kendisiyle. Hatta onu o gece yemeğe davet ettim ve 2 saat kadar başbaşa görüştük. O görüşmede, marka menejerim de vardı. Barbaros Bey çıkıp bunu inkar etmek isterse kendi bileceği birşey, ama o yemekte sadece ve sadece milli takım meselesini görüştük. Kendisine defalarca ifade ettim geleceğimi. Kendisi bunu dün gibi hatırlaması lazım. Hatta attığım Tweet’lerden de bahsetti ve bana daha az siyasi olmam gerektiğini ifade etti, ben de marka menajerim de, milli takım ve basketbol konuşulduğunda meselenin benim profesyonel yeterliliğim olması gerektiği, siyasi ve diğer görüşlerimin benim özel hayatım ile alakası olduğunu ifade ettik. Kendisi de katıldı bize. Ancak o toplantıda gördük ki TBF ciddi manada rahatsız benim siyasi görüşlerimden.
TWİTLERİMDEN SİYASİLERİN RAHATSIZ OLDUĞUNU SÖYLEDİLER
Bu toplantıdan bir iki ay sonra, Mayıs 2015’de Barbaros Akkaş, Spor Bakanlığından temsilcilerle tekrar Chicago’yu ziyarete gelmişlerdi. O zaman ben orada olmadığım için görüşemedim, ama hem agent’ima hem de marka menejerime tekrar Tweet konusunu dile getirmişler ve TR’dekilerin(!) ciddi rahatsız olduğunu ifade etmişler.
Bu yaklaşımlar çok gereksiz ve yakışıksız. Bir sporcunun nasıl düşüneceğine, nasıl hayat yaşayacağına TBF yetkilileri veya ülkeyi yönetenler karar veremezler. Bu benim özel hayatımdır, istediğim gibi düşünür, bunları ifade ederim. Onlara duşen benim profesyonel bir basketbolcu olarak Milli takımda oynayabilme liyakatimdir. Gerisi demagoji ve gereksiz işlerdir.
NBA'de oynamak her basbetbolcunun hedeflerindendir. Sen bunu gerçekleştirdin. Öte yandan imzaladığın sözleşmeyle Türk spor tarihinin en çok kazananı oldun. Neler hissediyorsun? Bu yaşta bunca başarıyı nelere borçlusun?
Hayatımdaki tüm başarılarımın ardında, bana edilen duaların etkisini gördüm. Onları her an hissettim. Ancak bunların yanında çok da çalışmanız lazım, tam bir kararlılıkla. Ben ilk günden beri inanmıştım buna ve hep onun için çalıştım. Van’da basketbol oynarken, anneme birgun LosAngeles Lakers’ta oynamak istedigimde annemin saskinligini dun gibi hatırlıyorum. Ama siz inanip çok çalışınca, bunlar da dualarla birleşince, Allah çok cömert davranıyor ve size tüm kapıları sonuna kadar açıyor. Kısaca şükür makamındayım!!!
Özellikle sosyal platformlarda Fethullah Gülen'e ve cemaatine yakınlığını, bağlılığını her fırsatta rahatca dile getiriyorsun. Bununla ilintili olarak hiç endişelerin olmuyor mu önüne değişik engeller konulması hususunda? Örneğin milli takıma çağrılmama...
Bir insan inandığı realiteleri ifade etmekte çekiniyorsa, bu ne o insanın eksikliğindendir, ne de inandığı değerlerin yanlışlığındandır. Bu, ancak sistemin bozukluğundandır ve geriliğindendir. Korku imparatorluğu kurmak isteyenlerin ayıbıdır bu.
Yani hiçbir endişem yok Hocaefendi’yi sevdiğimi ifade ederken. Neden olsun ki!? Hocaefendi bugün tum dünyada takdirle anılan bir İslami lider. Hem Türkiye olarak, hem de Islam Alemi olarak gururla örnek olarak gösterebileceğimiz bir şahsiyet. Onun ne yanlışını ne ayıbını görmüşler ki, onunla anılmanın sakıncalı olduğunu ifade ediyorlar. Ben Hocaefendi’nin, kendi tabiriyle “Ben sizi utandıracak birşey yapmadım” sözüne can-ı gönülden inanıyorum ve onun daha çok insana anlatılması gerektiğine inanıyorum.
Sonuçta kendisinin egosu için değil bu. O sadece Allah, Peygamber ve İslami değerlerin tekrardan canlanması diye sayıklayıp duruyor. Hayatını buna adamış, ve bunu ispatlamış. Şimdilerde dünyanın 170 ülkesinde bu inandığı değerlerin bayraklandığını görüyoruz. O yüzden Hocaefendi’yi anlamak, anlatmak ve önünü açmak, onun ifade etmeye çalıştığı tüm değerleri anlamak, anlatmak ve önünü açmak demektir.
Ne şimdi ne de gelecekte inandığım değerleri ifade etmekten çekinmeyeceğim, utanmayacaım. İnsan sadece utanılacak birşey yaptığı zaman utanır. Bunların hiçbirisinde utanılacak birşey yok. Ancak bunları eksiklik, yanlış gibi görenler utanmalıdırlar.
Kaynak: Eşref Aydoğmuş / Rotahaber
Yorumlar (0)