-Sezonun üçüncü haftasında devraldığınız takım TB2L için kurulmuş bir ekipti ve sizin bir araya getirmediğiniz oyunculardan kuruluydu. Nasıl bir adaptasyon süreci geçirdiniz o dönemde?

İlker Salman: Takımı üçüncü haftada devraldım ama kulüp organizasyonu ve Orhan Güler?in bana bıraktığı takım olarak gayet hazır bir ekiple karşılaştım. Tabii yeni bir oluşumun lige adapte olma süreci bazı sıkıntıları da beraberinde getirebiliyor. Biz de o noktada daha çok çalışarak, birbirimize daha fazla kenetlenerek iyi işler yapmak için uğraştık. Ana hedefimiz TBL?de kalıcı olmaktı. Sezon tamamlanmadan matematiksel olarak hiçbir şey bitmiş sayılmaz ama ligde kalmak noktasında hedefimizi gerçekleştirdiğimizi söyleyebilirim. Ben bu ekibe katıldığımda, kadroda bazı pozisyonlarda fazlalıklar vardı, o oyunculara fazla şans veremiyorduk. O aşamada bazı isimlerle yollarımızı ayırmak zorunda kaldık. Ara transfer döneminde de üç tane oyuncu aldık. Onların adaptasyon sürecinin sıkıntısız geçmesi bizim için önemliydi; nitekim kendileri benim önceden tanıdığım oyunculardı. Bize kısa zamanda önemli katkılar sağladılar. Bir hedefiniz olduğu zaman; tüm oyuncular da o hedefe kilitlendiği ve kulüp yapısı da profesyonel olduğu zaman bir şekilde oraya ulaşıyorsunuz. Biz de şu anda ligde kalmış görünüyoruz ama bu bir rehaveti yanında getirmiyor. Kalan maçlarımızda elimizden gelince iyi basketbol oynayıp, alabildiğimiz kadar galibiyet almanın peşinde olacağız. Sezonu sıralamada bitirebildiğimiz kadar yukarıda bitirmek istiyoruz. 

?Müdafaa Basketbolda En Sadık Noktadır?

-Birkaç tane maç dışında mücadelelerinizin sonuçlarının düşük skorlarda kaldığını görüyoruz. Bu da savunma odaklı bir oyun üzerinde durduğunuzu düşündürüyor? 


İlker Salman: Böyle algılanmasına sevindim ama ben maç sonuçlarındaki skorları düşük bulmuyorum. Rakiplerimizden çok daha az sayı yememiz gerekiyordu. Ben daha önceden çalıştırdığım tüm takımlarda da, oyuncuyken de hep müdafaa odaklı bir oyun benimsedim. Mevcut takımımız ise benim savunmada çok fazla istediğim tarzda bir oyun ortaya koyabilecek sistemde değildi. Ortada pek buluşamadık; bir maç çok iyi müdafaa yaptık, bir maç yeteri kadar yapamadık. Özellikle iki üç maçlık bir periyodumuz var ki potamızda 90, 100 gibi sayılar gördüğümüz? Bu benim antrenörlük kariyerimde pek başıma gelen bir şey değil? Takımımızın dar rotasyonla oynaması ve hafta içi maçlarının oynanıyor olması bizi sıkıntıya soktu. Tabii sakatlıklardan da zorluk çektik. Örneğin takımımız için çok önemli bir isim olan Amerikalı oyuncumuz Aubrey Coleman 6 ? 7 hafta oynamadı, o dönemde sıkıntı yaşadık. Ben şuna inanıyorum ki müdafaa en sadık noktadır. Hücumda bir gün atışta isabet bulursunuz, başka bir gün bulamayabilirsiniz... Sadece hücuma odaklanmak belki bir iki maç kazandırır ama müdafaa size hedefiniz doğrultusunda gerekli katkıyı sağlar. Müdafaa bizim için olmazsa olmazdır. Bundan sonraki maçlarımızda da aynı tutumla hareket edeceğiz, istikrar içinde savunma anlayışımızı sahaya yansıtacağız.

-Peki, takımda sizi rahatlatan, işinizi kolaylaştıran ne gibi unsurlar vardı? 

İlker Salman: Özellikle sakatlıklardan sıkıntı çektiğimiz zamanlarda bizi en fazla rahatlatan unsur hem genç hem de tecrübeli Türk oyuncularımızın kenetlenmesi ve takıma sahip çıkması oldu. Coleman?ın aramızda olmadığı, bizim için kritik iki hafta vardı; Akhisar?la evimizde Mamak Bld. Ank. DSİ ile deplasmanda oynamıştık. O zaman Türk oyuncular büyük katkı vererek inanılmaz bir mücadele sergilemişlerdi. Üstelik oyundan hiç çıkmayan birkaç oyuncumuz olmuştu. O iki maçı onların inançları sayesinde kazandık. Onlar yabancı oyuncumuz sakat olduğu için maç kazanamayacağımızı bir an bile düşünselerdi sonuçlar böyle olmazdı. Oyuncularımızın karakteri takımımızın yapısını da diri tuttu. Coleman döndükten sonra da daha fazla ivme kazandık; eskisinden iyi oynamaya başladık. Bazı maçları maalesef son saniyelerde kaybettik ki bu basketbolun içinde olan bir şey. Son saniye basketiyle çok kritik de bir deplasman galibiyeti aldık Düzce karşısında. Sakatlıklar bu işin tabii ki doğasında var ama bizim gibi dar rotasyonla oynayan ekipler için daha büyük zorluk oluyor. Ben yine de karşılaştığımız sorunları iyi aştığımızı düşünüyorum. 

?Oyuncuyken de Çok Hırslı Bir Yapım Vardı?

-Eski bir oyuncu olmanın antrenörlük kariyerinizde ne gibi etkileri oluyor?


İlker Salman: Ben bu konunun ne avantaj ne dezavantaj noktasında çok öne çıktığına inanmıyorum açıkçası. Mutlaka getirileri var; sonuçta siz de o sahada bulunmuş olduğunuz için oyuncularınız hata yaptığında ya da doğru işler yaptıklarında nasıl tepkiler verebileceklerini biliyorsunuz ve ona göre davranabiliyorsunuz. Dezavantajdan bahsedecek olursak hırstan söz edebilirim. Ben oyuncuyken de çok hırslı bir oyuncuydum. Sahanın içindeki kazanma azmi, sahanın dışına da taştığı zaman ister istemez biraz fazla gerilebiliyorsunuz. Tabii bu durum da tecrübeyle doğru orantılı. Antrenörlüğe ilk başladığım zaman ile şimdiki halim arasında büyük fark var. Oralarda daha sakin kalmayı becerebiliyorsunuz zamanla?

?Şu Anda TBL, Dört ya da Beş Sene Öncenin Süper Lig?i?

-Türkiye Basketbol Ligi?ndeki mücadele seviyesini ve ligin kalitesini nasıl değerlendiriyorsunuz? 


İlker Salman: Bence şu anda TBL, dört ya da beş sene öncenin Süper Lig?i. Gerek oyuncu kalitesi, gerek yüksek bütçeler, gerek organizasyonların üst düzey olması zaman zaman Süper Lig?de oynanan maçlardan bile daha iyi maçlar izletiyor bize. Ligimiz tabir-i caizse bir savaş ligi.  En yüksek bütçeli takım, en düşük bütçeli takım ile bile oynasa sahaya mücadelesini koymazsa kazanma şansı olmuyor. TBL, çok kaliteli ve sert bir lig. Avrupa?da ben ikinci liglerin bu kadar yüksek seviyede oynandığını zannetmiyorum. Bizim de Yalova Group Belediye olarak amacımız daha önce de söylediğim gibi TBL?de kalıcı olmak. Her sene organizasyonumuzu daha da geliştirerek daha iyi yerlere gelmek istiyoruz. Yalova halkı basketbolu çok sahiplendi ve maçlarımızın çoğunda izleyicilerimiz salonu dolduruyor. Pazar günü oynamamıza rağmen insanlar severek geliyorlar. Basketboldan anlayan bir seyirci kitlemiz de olmaya başladı. Bu da bizim için çok artı bir motivasyon unsuru oluyor. 

Röportaj: Şansın Tokyay