Coach, özgeçmişinizle başlayalım

Marmara Üniversitesi Spor Akademisi Beden Eğitimi Meslek Yüksekokulu Antrenörlük Bölümü 2004 yılı mezunuyum. Eğitimini gördüğüm, sevdiğim işi yapıyorum, diyebilirim; ilk oradan başlayalım isterseniz: Beykoz, Gelişim Koleji, Bornova Belediyesi, Gaziantep BŞB. (şu anda ki adıyla Royal Halı Gaziantep) ve Vestel takımlarında görev aldım. Bornova Belediyesi ve Gaziantep BŞB takımları ile, Basketbol Birinci Ligi’ne iki kez çıkma mutluluğunu yaşadım. 2000-2005 arası çeşitli takımların altyapılarında ve Bölgesel Ligde görev yaptım. 10 yıldır da 1. ve 2. liglerde antrenörlük yapmaktayım.

Geçtiğimiz sezonlardan söz edelim biraz da. 2. Ligde görev yaptığınız takımlarda ne gibi başarılarınız vardı?

Önceki sorunuzda da yanıtladığım gibi Bornova Belediyespor ve Gaziantep Büyükşehir Belediyespor ile 2. Ligden 1. Lige çıktık. Ayrıca Bornova ile 1. Ligde play off oynadık.

Peki, bu sezon başında Sinpaş Denizli Basket’e transferiniz nasıl gerçekleşti?

Sezon başında Genel Menajerimiz Sayın Hüseyin Gökçe aradı ve  beni takip ettiğini, başantrenörümüz Okan Çevik’in de beni istediğini söyledi. Denizli’ye gelip salonu ve tesisleri gördüm, düşünce yapılarımız ve kulübün hedefleri örtüşünce hiç tereddüt etmedim. Zaten Okan Ağabey ile de anlaşmış olmaları kararımda çok etkili oldu.

Sezon başı transfer çalışmalarında neye dikkat ettiniz? Coach Okan Çevik’in açıklamalarında, oyunculardaki kişilik vurgusu seçimlerinizde en etkili ölçüt gibi duruyor.

2. Ligde başarılı olmak istiyorsanız düzgün karakterli ve kariyerli oyunculardan bir takım kimyası yaratmak önemli. Okan ağabey de bunu çok iyi bildiği için oyuncu konusunda çok titiz davrandı. Düzgün bir organizasyona düzgün kişilikli oyuncular gerekiyordu. Oyuncularımız da buna göre seçildi. Bence ligin en iyi takım kimyasına sahibiz diyebilirim. Dolayısı ile en iyi birbirini tamamlayan en iyi oyuncu kadrosuna sahibiz.

Birinci lig şu an 6 yabancılı, ikinci lig ise 2 yabancılı sistemde oynanıyor. Bu, ikinci lige, size göre nasıl yansıdı?

Şu anda oynanan 2. Lig kesinlikle 10 sene öncesinin 2. Ligiyle bir değil. 10 sene önce tek yabancı ve belli sayıda kaliteli Türk oyuncular vardı fakat şimdi 1. Lige gelen yeni yabancı kuralıyla beraber 1. Lig oyuncuları 2. Lige gelmeye başladılar. Kaliteli ve takıma uyum sağlayabilecek iki yabancı bulduğunuz zaman da artık her takım her takımı yenebilecek kapasitede olabiliyor. Bunun örneklerini her sene görüyoruz. Şu anda kesinlikle çok kaliteli bir 2. Lig oynanıyor. Bence Avrupa’daki bir çok 1. Lig’den daha iyi ve sert bir lige sahibiz.

2. Ligde şu an dörtte üçlük bölüm geçilmiş durumda. 7-8 takımın Birinci Lig’e çıkma iddiası hâlâ sürüyor. Ligde şu an kimleri şanslı görüyorsunuz?

Şu anda ilk altı takım belli sayılabilir. Play off’a kalmak için 7. ve 8. sıralarda inanılmaz bir mücadele var. Ama o altı takım arasındaki mağlubiyet farkları çok değil. Bu, ligin ne kadar kaliteli olduğunu gösteriyor, ki 6 maçımız kaldı. Alt sıralar daha da karışık, kimin düşeceği veya kalacağı belli değil. Lige çıkacak takımları tamamen oyuncu profilleri ve oyuncuların takımlarıyla organizasyona olan inanmışlığı belli edecektir, diye düşünüyorum.

Şu an ligin en az sayı yiyen 2 takımından birisiniz. Bu, sezon başı hedeflerinizde en büyük planınız mıydı?

Bizim en baştaki amacımız; ligin en iyi savunma yapan ve az sayı yiyen takımı olmaktı. Eğer şampiyon olarak lige çıkmak istiyorsanız bir kere bunu yapmanız gerekiyor. Ligin en az sayı yiyen takımı olmalısınız. Daha önce Bornova Belediye ve Gaziantep Bşb. ile lige çıktım.  İkisinde de ligin en az sayı yiyen takımıydık, ki özellikle Antep sezonunda Play-Off’ta ligin en skorer takımı Maliye Milli Piyango ile eşleşmiştik ve o seriyi savunmamız sayesinde çok rahat geçmiştik. O yıl Maliye Milli Piyango’nun kadrosu da çok iyiydi. Ama biz savunma kaynaklı basketbolumuzla kazanmıştık. Bu tarz tecrübeler, tabii Okan ağabeyin tecrübeleri, savunmaya verdiği önem, her basın toplantısında savunmadan bahsetmesi bizim bu amacımıza ulaşmamıza yardımcı oluyor. Çünkü oyunculara devamlı parlatacakları bir hedef veriyoruz; savunma, savunma ve lige çıkmak diye. Oyuncular da bu hedefi parlatmakta gayette başarılı bu zamana kadar.

Sizinle ilgili olarak; piyasada Ekin Dağtaş data gibidir, bütün oyuncuları tanır, oyuncu getirmesi kolay olur, gibi bir söylem var. Bu neden kaynaklanıyor sizce? Gaziantep’te iken Joey Dorsey’nin oyuncu olarak gelmesinde bunun bir payı var mıdır?

O şundan kaynaklanıyor olabilir: Gerek Türkiye’deki konuştuğum menajer arkadaşlarımla ağabeylerim olsun, gerek yurt dışındaki menajerlik şirketleriyle olsun devamlı iletişim halindeyiz. Ayrıca Avrupa’nın üst düzey iki liginde de 2-3 asistan coach arkadaşım ve Türkiye liglerinde bilgisine güvendiğim bazı asistan coach arkadaşlarımla devamlı paylaşımlarda bulunuyoruz. Çeşitli liglerdeki oyuncuların ya da kolejden yeni çıkmış oyuncuların profillerini birbirimize iletir, maç görüntülerini aralıksız izleriz.  Ben de o oyuncuları ya da daha önceden izlediğim yabancı oyuncuları kendi notlarım arasında tutarım. Her sene gelişimlerine bakarım. Şu anda iletişim çağındayız. İstediğiniz bir bilgiye ulaşmak çok kolay. Network’ü geniş tutmak önemli. Yeter ki biraz istek ve çalışma azmi olsun.

Joey Dorsey’nin Türkiye’den o sıra görevli olduğum Gaziantep takımına gelişi tabii biraz ekstrem bir durumdu. Sonuçta Avrupa Şampiyonu olmuş bir takımın ilk beşte başlayan oyuncusuydu. Kimsenin beklemediği bir anda gelişti ama Joey Dorsey’e gelene kadar Josh Shipp, şu anda Milano’da oynayan Frank Elegar, NBA patentli Kedrick Brown, Euroleague oynarken aramıza katılan ve TBL’de çok başarılı bir sezon geçiren Dylan Page’i sayabilirim.

Kaç yıl sonra head coachluk yapmayı düşünüyorsunuz? Planlamanız nasıl?

İleriki kariyer hedefim boyunca head coachluk istiyorum, mutlaka baş antrenörlük yapmak istiyorum, diye bir şey yok. Şu anda bulunduğum yerde mutluyum. “Aranılan adam olmak” önemli diye düşünüyorum. Hangi pozisyonda olduğunuzun bir önemi yok bence önemli olan ortaya düzgün bir iş çıkarmak.

 Jeremiah Wilson transferi nasıl gerçekleşti?

Darrius Morrow’un uzun süren sakatlığı nedeniyle artık verim alamayacağımız kesinleşmişti. Yoksa Darrius bizim için çok önemli bir pozisyondaki oyuncuydu. Ligi de tanıyordu. Ayrıca son 2 yıldır istatistikleri hep yukarıya doğru yükselişteydi, o yüzden tercih etmiştik ama sezon başında sakatlık yaşadı. Şimdi de artık Play-Off’u ve lige çıkmayı düşündüğümüz için oluşabilecek herhangi bir yabancı oyuncumuzun sakatlık durumunda oraya takviye yapabileceğimiz bir oyuncu gerekiyordu. Yaptığımız araştırmalar sonucunda Jeremiah Wilson’u bulduk. İsrail’de çalıştığı eski coach’unu aradık. Ligde rakipleri olan bir takımın coach’unu aradık. Gerekli bilgileri aldıktan sonra bu transfer gerçekleşti. Şimdi ise antrenman kalitemiz arttı ve rotasyonumuz genişledi.

Sizce sponsorunuz Sinpaş, Denizli Basket organizasyonuna neler kattı?

1. Lige çıkmak istiyorsanız iyi bir sponsorunuz olması şart. O yüzden sponsorluk çok önemli. Şu anki sponsorumuz sonuçta ulusal kanallarda reklamı dönen, adıyla Türkiye’ye mâl olmuş bir şirket. Sinpaş’ın sayesinde Denizli basketbolunun çok ilerleyeceğine inanıyorum. Aynı zamanda Sinpaş’ın yanında yan sporsorlarımız da var.  Bir şehrin daha ileri gitmesi için bu tarz şehir dinamiklerinin iyi çalışması gerekir. Sonuçta  bu işi zincirin halkaları gibi düşünebilirsiniz. İyi sponsorlar, iyi bir organizasyon, potansiyelli bir şehir…

Ligi ilk ikide bitirmenin önemi sizce nedir? Önce ki sezonlarda ligi 7.bitiren takımlar da 1.lige çıkmayı başarmıştı.Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Tek ve en önemli avantajı ev sahibi avantajı. Onun dışında başka hiçbir avantajı yok. Play off çok değişik bir yer. Günlük performanslar sonucu etkiliyor. Sahaya istediklerini yansıtan takım her yerde tehlikeli takımdır.

Denizli’de zamanı nasıl değerlendiriyorsun? Neler yapıyorsun?

Maalesef bir şey yapma olanağım pek olmuyor. Bütün gün ofisteyiz. Akşam antrenmandan sonra eve gidiyorum. Tek boş günüm pazar günü. O gün de evden dışarı çıkamıyorum. Dinlenecek tek gün kaldığı için pek bir şey yapamıyorum. Ailemle vakit geçirmeye çalışıyorum. Takım lige çıksın, ondan sonra bol bol gezeriz .

Daha önce birçok şehirde kulüp çalıştınız. Bu açıdan Denizli’yi nasıl görüyorsunuz?

Denizli çok daha potansiyelli bir kent. İnsanların ilgisi olsun,sosyo ekonomik seviye  olsun, çok farklı bir yer Denizli. Basketbol, spor olarak bu kente çok yakışıyor. Mükemmel bir salonumuz ve mükemmel bir taraftarımız var.  2. Lig’de en çok seyirci bizim maçlarımızda oluyor. Tribünler her maç doluyor. Hazırlık maçımızda bile seyirci vardı. İnanılmaz bir ilgi var burada basketbola karşı. Düzgün ve uzun vadeli bir planlama ve yapılanma ile bu şehir çok daha iyi yerlere gelmeyi hakediyor bence. Üstelik altyapıya, yani gençlere de son derece önem veriliyor. Bu çok önemli.

Ligde Sinpaş Denizli Basket en çok taraftara oynayan kulüp konumunda. Taraftarlara neler söylemek istersiniz?

Ligin ilk maçlarında çok fazla yoğunluk yoktu fakat şu anda ilgi çok üst düzeyde. Çok büyük bir güç bizim için seyircimiz. Üniversitenin içerisinde, çok güzel bir salonda maçlarımızı oynuyoruz. Gelen taraftarlarımız da uygar bir ortamda maç izleyebiliyorlar. Daha çok çocuklu aileleri görüyorum. Herkes çocuğuna spor kültürünü aşılıyor. Denizli halkı basketbola, basketbol da Denizli halkına çok yakışıyor bence.

2. Ligde daha önce 2 takımla 1. Lige yükselmiştin. Play-Offlarda unutamadığınız maçları anlatır mısınız?

Gaziantep Bşb. – Konya maçını unutamam. Play Off’un 3. maçıydı. Durum 1 – 1 iken üçüncü maçı, deplasmanda, Konya’da oynamıştık. Normal sezonu biz 5. , Konya ise 2. bitirmişti. Maçın bitimine 4.5 dakika kala Doğan Deniz ağabey 2 teknik faul yüzünden sahadan atıldı. Bir anda 5 sayı geriye düşmüştük. Bir oyuncumuz da, boğazına diz darbesi gelmesi sonucunda bayılmıştı. Seyirci baskısı çok fazlaydı. Sonra bütün bu olumsuzluklara rağmen o an sahada olan herkes büyük karakter ortaya koydu, kendine güvendi, kenetlendi ve geriden gelip maçı kazandık.Soyunma odasına doğru koşarken herkes sevinçten ağlıyordu. Hayatımın en unutulmaz anlarından birisidir.

Röportaj: Serhat Demir
Fotoğraf: Serhan Toprak