Bilal Han Duru: Ben oyuncunun maçta değil antrenmanda geliştiğine inanıyorum
Pertevniyal, Türkiye Basketbol Ligi?nin en genç takımı olma özelliği ile mücadelesine devam ederken, Başantrenör Bilal Han Duru, çoğuyla çocuk yaştan beri beraber olduğu sporcularını ve takımını TBF TV?ye anlattı. TBL?de yedi galibiyet dört yenilgi ile on sekiz takım arasında altıncı bulunan Pertevniyal, geride kalan hafta evinde Final Spor?u 82 ? 75?lik skor ile mağlup etmişti.
-Çok genç bir takım çalıştırıyorsunuz. Ekibinizden memnun musunuz, sizce Pertevniyal nasıl ilerliyor?
Bilal Han Duru: Takımdan memnun olmamam gibi bir durum söz konusu değil. Ekibimiz belli, elimizdeki malzeme belli. Biz yarışmacı olmaktan çok bir proje takımıyız. Pertevniyal, Anadolu Efes yolunda oyunculara tecrübe kazandırıp, onların performanslarını artırmak için kurulan bir takım. Yaş ortalamamız da çok düşük. İki üç isim haricinde 18 - 19 yaşlarında gençlerden bahsediyoruz. Benim bir memnuniyetsizliğim yok bu konu ile alakalı. Oyuncularımın hepsiyle 5-6 yıldır beraberim, minik takım seviyesinde yanıma gelmişlerdi. Onlarla artık baba-oğul gibiyiz. Ne zaman nerede ne yapacaklarını artık biliyorum. Oyuncularımızın yaşlarının küçük olması, sadece tecrübelerinin bir seviye aşağıda olması noktasında sıkıntı yaratabiliyor. Bu konuyu da birlik beraberlik içinde hareket ederek çözebildiğimizi düşünüyorum.
-TBL?de yaş ortalamaları nispeten yüksek ve oyuncularınız kazandıkları maçları kendilerinden çok daha tecrübeli oyunculara karşı kazanıyorlar. Bunun sırrı nedir?
Bilal Han Duru: Bunun sırlarından biri söylediğim gibi takımımızdaki her oyuncunun 5 - 6 yıldır beraber hareket ediyor olması. Örneğin Okben Ulubay takıma geldiğinde 10 yaşındaydı. Okben?i elinden tutup servise bindirdiğim günleri hatırlıyorum. İşin bir başka sırrı da çok çalışmak ve takım olmak. Oyuncularımızın yaşları belki küçük olabilir ama onların hepsi altyapıda milli takımlar seviyesinde defalarca forma giydiler. Aralarında Avrupa Şampiyonluğu yaşayanlar da var. Demin söz ettiğim Okben Ulubay, iki sene önce turnuvada Avrupa?nın en iyi oyuncusu seçilmişti. O açıdan bu oyuncuların deneyimlerini de göz ardı etmemek gerekiyor. Zaten bizim amacımız bir proje takımı olan ekibimizde bu genç sporcularımıza tecrübe kazandırmak. Bence diğer takımlara göre bizim antrenmanlarımız, soyunma odasında geçirdiğimiz zaman, molalarımız daha eğlenceli. Çok kritik bir anda gülebiliyoruz. Bu konunun da başarı yolunda etkili olduğuna inanıyorum. Sporcularla baba-oğul kadar yakın olmamıza rağmen hiçbir zaman bu samimiyeti suistimal etmiyorlar. Biz burada büyük bir aileyiz. Çalışmalarımızın karşılığını da galibiyetlerimiz ile alıyoruz.
-Kaptan olarak seçtiğiniz isim, Berk Demir oldu. Berk?e kaptanlık sorumluluğu vermeniz konusunda tercih süreciniz nasıl gelişti?
Bilal Han Duru: Berk ile küçük takımlar seviyesinden beri beraber çalışıyoruz ve o her jenerasyonda kaptanlık görevini çok iyi yaptı. Özellikle 2013-2014 sezonunda dar bir rotasyonla mücadele vermeye çalıştığımız zaman inanılmaz bir kaptanlık yapmıştı. Bence o zaman başarı yüzde yirmi benim ise, yüzde seksen kaptan olarak onundu. Berk?i daha önce de hep beğenirdim ama bahsettiğim dönemde aldığı sorumluluk çok ekstraydı. Bir sporcunun kulübü ve arkadaşlarını ne kadar sahiplendiği çok önemlidir. Berk?in yaşı küçük ama bence olgunluğu, becerisi, başarısı ve hayata bakış açısı yaşının çok üzerinde. Bu sebeple kendisini tercih ettim. Tabii bazen kaptanlığı ben yapmak durumunda da kalıyorum, neticede çocuklar çok genç ve çok büyük sorumluluklar alıyorlar. Yaş ortalaması 25-35 arasında değişen bir ligde ağabeyleri yaşındaki sporculara karşı mücadele veriyorlar. Berk kaptandır, tabii ki bir adım öndedir ancak ben bütün oyuncularımdan da çok memnunum.
-Ligde iddiasıyla öne çıkan takımlar ve bu ligi çok iyi bilen isimlerden kurulu başarılı ekipler var. Genç Pertevniyal?in karşılaştığı ya da karşılaşabileceği zor durumlarda tutumu nasıl oluyor?
Bilal Han Duru: Ben olaya şöyle bakıyorum; bir başarı elde etmeniz için ?iyi? olmanız gerekiyor ve bu noktada yaşın çok önemi kalmıyor. Yaşın sadece tecrübe anlamında farkı ortaya çıkıyor. Kaybettiğimiz maçlarda, mücadelenin heyecanına yenik düştüğümüze inanıyorum. Gençliğin vermiş olduğu bir tez canlılık, bir ateş var. Örneğin maç esnasında bir set oynamamız gerekirken heyecana yenik düşüp erkenden atış kullanabiliyoruz. Bu noktaları da çok antrenman yaparak ve antrenmanlardaki hataları belirleyip yok ederek aşabiliriz. Ben oyuncunun maçta değil antrenmanda geliştiğine inanıyorum. İdmanlar verimli olmazsa maça çıkıldığı zaman hiçbir şey başarılamaz. Benim için önemli olan antrenman performansıdır. Tecrübesizliğimizi aşma konusunda çok çalışmamız ve ?takım? olmaya odaklamamız gerekiyor, bahsettiğiniz ekiplerle anca bu şekilde mücadele edebiliriz. Tabii benim neye inandığımdan çok oyuncularımızın performansı ve neyi ne kadar başarabilecekleri önemli olacaktır. Antrenmanda kral antrenördür ama maçta kral oyuncudur. Bizim kulüp ve teknik ekip olarak inancımız tabii ki önemli ama bizden çok oyuncunun inanması gerekiyor. Cesaret ve inanç da galibiyetler ile gelir. Bizim takımımız da iyi basketbol oynamaya çalışıyor ve aldığı galibiyetler ile inancını ve kuvvetini artırıyor.
-Takımınızın bir proje takımı olduğundan bahsettiniz. Oyuncularınızın Anadolu Efes forması giymek adına motivasyonu sahaya nasıl yansıyor?
Bilal Han Duru: Altyapıda 100 tane oyuncu olsa, bu oyuncuların 100 tanesi de Anadolu Efes?in A Takımında oynayamaz, zaten öyle bir kontenjan da yok. Biz oyuncularımızın hedeflerini her zaman yüksek tutmalarını istiyoruz. Buna Anadolu Efes?in yanında Milli Takım?ı da, Euroleague?deki herhangi bir takımı da ekliyoruz, NBA?den de bahsediyoruz. Anadolu Efes forması giyemeseler bile yüksek seviyelerde basketbol oynayan bir sürü değerli kulübümüz var. Kendileri için de, oralarda yer almak için de çalışmalarını arzu ediyoruz. Bunun yanında önlerinde Anadolu Efes olmasının verdiği motivasyon onlar için bir artı. Başantrenör Dusan Ivkovic?den menajerimiz Alper Yılmaz?a kadar Anadolu Efes tüm maçlarımızı takip ediyor. Biz de oyuncularımızı Anadolu Efes?e kazandırmak için tüm çabamızla uğraşıyoruz. Bu noktada en önemli kıstas, oyuncunun kendisi. Bundan yıllar önce, sanırım 1998 senesi idi, Mirsad Türkcan ?Ben NBA?de oynamak istiyorum? demişti. Çok da çalışmıştı. Bazı insanlar yadırgamıştı, bazıları olmaz demişti; ama Mirsad hayalini gerçekleştirmişti. Ben de oyuncularıma hep bu örneği veriyorum. Belki sizin için bir takım hedefler çok yüksek görünebilir ama siz hedefinizi koyun ve o nokta için uğraş verin diyorum. Akıllarındaki olmuyorsa da o zaman başka bir hedefe yönelirler. Yine de muhakkak bir hedefleri olsun. Neticede ne yaparsanız kendinize yaparsınız. Hedefi yüksek tutarsanız başardığınız zaman da en yükseklerde olursunuz.
Röportaj: Şansın Tokyay
Fotoğraf: Batuhan Öztürk
Yorumlar (0)