22-06-2015 EMRE DAĞDELEN

Enteresan bir ironidir ama basketbol takımlarında en zor olan şey “takım olmaktır.” Bireysel beceriler çok önemli olmakla beraber, tek başına koca bir hiç olmaktan öteye gidemez. Bunun onlarca örneği vardır. Lakin yetenek üzerine bezenmiş olan basketbolda “ego” çok tehlikeli bir düşmandır. Egon yoksa başarılı olmazsın ama denge oyunun her zaman içinde önemli bir unsurdur.

Yapılan birçok konuşmadan hatırladığım “takım olmayı başardık” ve “takım olmayı başaramadık” sözleridir. “Ben yaparım” hayır tabii ki eğer başarı istiyorsanız en doğru cümle “biz yaparız” olmalı. Aslında basketbol büyük fedakarlık ister.

FEDAKAR

 Haydi, bölelim. Çalıştığım bütün sporculara ister takımda ister bireysel Bunu yaparım. FEDA-KAR. Eğer bir şeyleri feda etmezsek nasıl kar ederiz. Bunu yaparken ilk önce kendimizden başlamalıyız. İstediğin kadar iyi oyuncu ol yanındaki takım arkadaşını yüceltmezsen 5 kişiyi savunamaz ya da 5 kişiyi geçip sayı atamazsın. Egonu dizginlemezsen feda etmezsin, etmezsen zaten kazanan tarafta olmazsın.

Sezon başları en zor süreç oryantasyon zamanlarıdır. 12-15 farklı karakteri tek bir hedef çevresinde gerçekten birleştirmek. Bunu tüm sezona yayabilmek ve iniş çıkış zamanlarında kontrol edebilmek. İki türlü dağılma olabilir yenerken ve yenilirken. Yenerken ortaya çıkan pembe tabloda atlanılan yenilirken dizginlenemez ve takım gruplaşır ve egolar devreye girer. Yenilirken ise sesler yükselir ve egoların dizginlenememe durumu ortaya çıkar ve yine gruplaşmalar ortaya çıkar.

Vazgeçebilen oyuncular her zaman için kıymetlidir. Çünkü şampiyonluklar ve başarılar vazgeçebilen oyuncuların bulunduğu takımlarda yeşerir. Kimsenin elinde sihirli değnek yoktur ve zamanının çoğunu birlikte geçiren oyuncular bitmek bilmeyen deplasmanlar ve sezonlar geçirirler. En tehlikelisi ise birliğin azaldığı durumlardır. Aynı masaya oturmayan, ortak nokta bulmaya çalışmayan ve sürekli egosuna yenilen sporcular takım olamazlar.

Sahadaki takım arkadaşını eleştirmek, yere düşen takım arkadaşını orada bırakmak, sayı atan bir arkadaşını alkışlamak, blok yapan ya da yiyen arkadaşını teselli etmek, kötü pas ya da şut atan arkadaşınıza el uzatmak, kaybedilen bir maçtan sonra susabilmek, sana en uzak oyuncuya “olsun kardeşim” demek zor olabilir ama başarı kolay kazanılmıyor.

Takımın en yetenekli oyuncusu olabilirsin ama tek başına hiçbir şey yapamazsın. Sahada tek başına kazanamazsın buna imkan yok. İstersen 100 sayı at 101 sayı yiyeceksiniz. Sahada yalnız kalmak istemiyorsan önce egonu dengeleyerek sen başla, zaten arkandan gelecekler. Eminim ki o zaman sahada yalnız kalmayacak ve sezon sonunda başarıya ulaşan tarafta siz olacaksınız.

Takım olmak ve takım kalabilmek ya da takım-mış gibi olmak. Basketbol zaten akıllı sporcuların yapabildiği bir spor, onlarca set, mola çıkışları çizilen setleri sahada uygulayabilmek, yüksek nabızda doğru kararları verebilmek ve stres ve heyecanı yenebilmek. Mış gibi yaptığınızda zaten bunun gerçek olmadığını biliyor olacaksınız ve sonu sadece birkaç maç erteleyebileceksiniz. İşler kötüye döndüğünde artık egolar bağırmaya başlayacak ve çözümü kendiniz üretmeye çalışacaksınız ama takım sporlarında bu imkansız.

Oyunun adı basketbol ama içeriği tamamen dengede yatıyor…




EMRE DAĞDELEN Diğer Yazıları
Detay Sağ 1 - 300x300 (google)
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Detay Sağ 2 erboy  - 300x250