19-01-2019 EMRE DAĞDELEN

İlk zamanlarda altyapılarda oynarken en büyük hedefim sahaya çıkabilmekti. Daha sonra sahanın içinde kalmak ve en sonda da bir amaç uğruna sahada kalmak oldu.

Zaman içinde başarının sadece sayı atmak olmadığını antrenörlerim bana idrak ettirdi ki bu benim için çok çetin bir yoldu.

Şimdi ise kuşaklar değişti, çocuklar değişti ve en önemlisi aileler değişti. Başarı kriteri maalesef sayı atmak ile orantılandı. Ailelerin soruları değişti. Neler mi oldu?

  • Benim çocuğuma neden pas gelmiyor?
  • Benim çocuğum az süre alıyor?
  • O çocuk neden daha fazla top atıyor?

Ya bir takımın parçası olmak, o çark içinde bir dişli olmanın, çocuğa verdiği özgüven ve hayat tecrübesi? Bazı ailelerin maçlarda sahada oynayan çocuklardan ve antrenörlerden daha hırslı olduğunu görüyorum. Bütün hafta antrenman yapan sporcu sahada kendini ona antrenman yapan antrenöre değilde, ailesine ispat etmeye çalışıyor ve bir çoğu bunu sayı atarak ama ne olursa olsun bencilliğe varan  bir noktada yapmaya çalılıyor. Aslında o çocuk çoğalacağına eksiliyor. Özgüven duygusunu alacağına -mış gibi oluyor. Dışarıdan bakıldığında aslan parçası ama içinde korkak ve ne yapacağını bilmeyen ürkek bir kedi.

Unutmamak gerekiyor ki her altyapı sporcusunu bekleyen 18 yaş barajı var, bu yaş gerçek bir kırılma yaşı. A takım oyuncusu olma yolunda ki gerçek ve yadsınamaz bir kırılma.

Saha ama maç sahası aslında gerçek dünya. Öyle oyuncular gördüm ki antrenmanlarda ortalığın tozunu attırırken maçlarda adamlarının arkasına kaçan, topun kendilerine gelmesini istemeyen, gelirse ne yapacağını bilmeyen. Basketbolcu olmak bir çok doğrunun toplamından geçiyor. Savunma, hücum ve mental donanım. Evet basketbol bir takım oyunu, antrenör ve takım arkadaşları ile takım olabilmek ne kadar önemliyse, aynı zamanda aile ve çocukta önemli bir takımı oluşturuyor. Aile kendi doğruları ya da inançlarını değilde, çocuğunun doğrularını ve inançlarını sahiplenmeli ve bunun en büyük gerçeklik olduğunu unutmamalı. Ve bence en önemlisi onun duygularına sahip çıkmalı ama hep beraber. Sürekli eleştirilen ya da “senden zaten olmaz, oynasın hevesini alsın” denilen bir çocuk, bu yolda en büyük yalnızlığı yaşayacaktır.

Düzenli antrenman yapmayan, mevsimsel spor yapan bir çocuğun sahada diğer arkadaşları ile eşit süreyi alması ya da ondan bir performans beklenmesi ne kadar doğru olabilir ki?

Eski zamanlarda kulüp ve dolayısı ile antrenör sayısı azdı. Özel turnuvalar yok denecek kadar azdı. Ailelerin antrenöre ya da sahaya müdehalesi zaten imkansızdı. Yukarıda belirttiğim gibi bir çok şey artık değişti lakin bazı doğruların zamansal değeri bence aynı.

Maçta hiç sayı atmayan bir oyuncu, savunması ve takımına kattığı enerji ve pozitif motivasyon ile uzun süre sahada kalabilir. O oyuncu hücum yönünü geliştirmeye önem vermeli lakin sayı atmaması, ona, sayı atan bir bir oyuncuya duyulan önem ve ona duyulan saygıdan daha az saygı duyulacağını göstermez. Bence sahada olmak en büyük saygıyı hakettiriyor. Sahip çıkılması gereken bence çocuk ve onun duruşu, emeği, sahada ki mücadelesi, yaz kış antrenman yapması, özel zamanından feragat etmesi, yediği fırçalara rağmen sahada kalması, bayram tatillerinde arkadaşları tatile giderken onun antrenmana gitmesi. Çocuğa bu ortamlar sağlandıktan sonra onun bu zorlu yolculuğunda ona eşlik edilmesi.

Sayı atmak mı?

Evet çok önemli olabilir lakin o çocuğun oynadığı takımda oyuna girdiğinde bir rolü olmasından daha önemli değil. Antrenöründen aldığı ya da alacağı taktirden daha önemli değil.

Eğer o çocuk büyüyüp profesyonel sporcu olursa, zaten onun yaptığı bütün emekler, maddi ve manevi olarak kendisine geri dönecek.

Eğer profesyonel olamazsa ise bırakalım, o uzun yıllar geçtiği bu meşakkatli yolda cebinde en büyük hayat hazinelerini biriktirmiş olarak hayata devam etsin. Kendisini başarısız ya da posası çıkartılıp bir kenara konmuş bir birey olarak hayatının geri kalanını ben zaten ne yapsam başaramam duygu ve düşüncesi ile yaşamasın.

Sayı atmak mı?

O sadece tüm oyun içerisinde bir virgül olmaktan öteye geçmeyecek bir istatistik.

Çocuğununuz sahada mı yoksa hayatta mı kaçırmasını istersiniz?




EMRE DAĞDELEN Diğer Yazıları
Detay Sağ 1 - 300x300 (google)
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Detay Sağ 2 erboy  - 300x250