28-12-2016 AVNİ KÜPELİ

2016'yı ülkemiz açısından ne yazık ki acılarla dolu bir yıl olarak geride bırakıyoruz.

2017'de bu acıların son bulması, yeni ve güzel umutlara yelken açmamız en büyük temennimiz.

2016 yılı Türk basketbolu açısından da beklentilerimizin çok altında kaldı dersek fazla abartmış olmayız. Birkaç kulüp takımımızın Avrupa Kupalarındaki başarılarını basketbolumuzun geneline yayarsak yanlış yapmış oluruz. Başarıyı ancak alt yapılara ve gençlerimize verdiğimiz değerle eş tutmakla bir yerlere gelebileceğimiz gerçeğini aklımızdan hiç çıkarmamamız gerekir. Peki,başarı için bu gerçekleri yerine getirebildik mi? Tabii ki koca bir HAYIR. Liglerimizde yine yabancılar oynadı, Türk gençleri onları seyretti. Üstüne üstlük henüz kayıp adamı yani, Milli Takımımızın yeni coach'unu bulamadık. Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım da bu kayıp ilanını duymuş olsa gerek hemen baş antrenörü Zeljko Obradovic'i Milli Takımımızın başına önerdi önermesine ama tecrübeli teknik adam, takımlarında dahi forma şansı bulamayan Türk gençleriyle bu zor işin üstesinden gelemeyeceğini görerek "AMAN BANA DOKUNMAYIN" mesajını verdi. Başarı için bir dizi görevlerin yerine getirilmesi gerektiğini hepimiz çok iyi biliriz. Bunların başında da süreklilik gelir. Yıllardır alt yapı Milli Takımlarımızla öğünür dururuz ama Samsun'da düzenlenen son 18 yaş altı Avrupa Şampiyonası'nda(U18) bırakın dereceye girmeyi, bırakın bir sonraki yıl yapılacak U19 Dünya Şampiyonası finallerine katılacak sıralamayı elde etmeyi, bir alt kategoriye yani (B) grubuna düşmekten son anda kurtulduğumuzu nedense göz ardı ederiz. Bir önceki yazımda yeni Başkan, yeni beklentiler dedik, "kısa zamanda büyük işler" başaracağına inanmaya çalıştık ama nafile, yine ses-seda yok. Büyük organizasyonlara ev sahipliği yapmakla ne yazık ki çok başarılı olunamıyor. Üst yapı ancak alt yapıyla beraber paralel giderse işte o zaman başarı ve başarılardan da söz edebiliriz. Sadece buz dağının görünen yüzüne bakıp onunda avunup, altında ne olup bittiği ile ilgilenmezsek bir de bakarız ki gemi su almaya başlamış ve derinlere doğu yol almaktayız. Bizden söylemesi..

BAŞKENT BASKETBOLU MU?

Alt yapı mı, o da ne? gibi sorular sorulan Başkentte işler hiçte iyi gitmiyor.

Bir zamanlar Ankara basketbolunun lokomotifleri olarak adlandırılan TED Ankara Kolejliler ve Türk Telekom sonunda basketbolu çok seven ve çok iyi bilen Başkentli seyircileri de salonlardan uzaklaştırmayı başardı(!)  Sayıları iyice azalan elit lig sevdalısı Başkentli basketbol sever artık salona TED Ankara Kolejliler için değil rakip takımların başarılı oyunlarına alkış tutmak için gidiyor. Bu durum hiç kuşkusuz büyük ve Köklü bir kulübe gönül vermiş Kolejliler taraftarının ve mezunlarının canını çok ama çok acıtıyor. Böyle giderse ki gidecek gibi görünüyor, Türk Telekom'un geçen sezon elit lige veda etmesinin ardından bu sezon da TED Ankara Kolejliler için aynı yolun yolcusudur dersek yine fazla abartmış olmayız.

Sezona nasıl başlayacağı uzun süre belirsizliğini koruduktan sonra acil bir kararla "genç ve alt yapıdan yerli oyuncularla yolumuza devam edeceğiz" diyerek yola koyulan ve oynadığı maçlarında rakiplerinden fark üstüne fark yiyen TED Ankara Kolejliler, özellikle taraftarından aldığı büyük tepkiler üzerine yabancı oyuncu değişikliklerinin yanı sıra 10.haftadan itibaren sponsor desteğine kavuştu kavuşmasına ama batı cephesinde yine değişen bir şey olmadı. Bir işe nasıl başlarsanız öyle gider denir ya işte böyle bir şey(!) TED Ankara Kolejlilerin maçlarına şöyle bir göz attığımızda sezon başında yerli oyuncularına daha fazla şans tanınırken, sponsor desteğiyle birlikte bu şansın iyice azaldığını görüyoruz. Hedef değişti ama akıllardaki soru giderilemedi. Soru şu;Sadece genç ve tecrübesiz yerlilerle mi, yoksa sadece sıradan yabancılarla mı lige tutunacağız? Anlayan beri gelsin(!)

Bu arada gençlerimizin yetişmesinden bahsederken çok önemli bir konuyu da göz ardı etmememiz gerekiyor. Sürekli fark yiyen bir takımda uzun süre forma şansı bulan yerli oyunculardan nasıl olsa oynuyorlar diye sevinmemizi kimse beklemesin. Genç bir oyuncu ancak güçlü bir takımın parçası olmaya zorlandığı ve uzun süreli oynatılmaya başlandığı zaman iyi bir oyuncu olmaya aday demektir. Örneğin Cedi Osman gibi. Türk basketbolu için de gereken budur. Amaç; günü kurtarmak,adet yerini bulsun demek olmamalı, elit oyuncuları sahneye çıkarabilmek olmalıdır. Örneğin; Euroleague'deki Kızılyıldız örneği gibi. Kızılyıldız her sezon ismi-cismi duyulmamış genç yeteneklerini bu doğrultuda basketbolun hizmetine sunarak herkes için tek bir doğrunun olduğunu dünya aleme kanıtlıyor. Yani, görünen köy kılavuz istemiyor.

Ey sevgili basketbol dostları, daha fazla söze gerek var mı diyor,2017 yılının hepinize sağlık ve mutluluk, ülkemize de huzur getirmesini diliyorum. Saygılarımla...

 




AVNİ KÜPELİ Diğer Yazıları
Detay Sağ 1 - 300x300 (google)
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Detay Sağ 2 erboy  - 300x250